Meditatif dans | İletişim | Dersler | Basın Odası | Quote
    Duruşu düzeltmek en büyük amacımız. Doğru duruşu yakaladığınızda, ki bu uzun süreli bir amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu farkedersiniz. Bunun sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın doğru kullanımını temsil eder. Güçsüz bir sırt,  insanı yok edecek  sürece sizi sokar. Somut görüntüsü, kireçlenme, ağrılar ve kaymalar; duygu dünyasında ise güvensizliktir. Bu, başka birçok olumsuzluğun da kaynağıdır.”

Seminerden 'Quote'ler

   

Ders yerleri ve saatlerini öğrenmek  için tıklayın..

 
 

 

 

E-mail listemize katılın, etkinliklerimizden ilk siz haberdar olun.. tıkla

Bu benim belki de yıllardır yaptığım en güzel şey... Tuhaf ve uçsuz bucaksız bir derinlikle bağ kurmuş olduğumu hissediyorum. Burada gördüğüm çeşitlilik, iyi niyet ve gelişim için duyulan istek inanılmaz..." Devamı

"Derslerden sonra, uçsuz bucaksız maviliklerde yüzdükten sonra gerilen kaslarımızı güneşin altında gevşetirken tattığımız hissi tadıyoruz. Hem güçleniyor hem de bu gücü kontrol etmeyi öğreniyoruz. Doğanın işleyişini, hareketini ve uyumunu içimizde hissediyoruz.

Tüm bunlar bilinçaltımızın dünyasına en sıcak mesajı yolluyor. Bir insan olarak var oluşumuza ve geleceğimize değer verdiğimizi kendimize anlatıyoruz. Doğamızın gücü bize sınırsız güven ve cesaret veriyor. Ve bir gün tüm insanlığın ahenkle ve uyumla yaşayacağına ve varoluşun lezzetine ulaşacağına dair umudumuz artıyor. "

Meditatif dansta doğu teknikleriyle doğamızı anlar, ‘bir varlık olarak’ gerçeğimizi buluruz. Bu bize uyum, anlayış ve esneklik verir. Bedenimiz ise bütün iç organları, akışı ve enerjisi ile birlikte gelişip, bu uyumu ve esnekliği bir parçası olarak taşır.

 

Batı teknikleriyle, Klasik Bale eğitiminin kalıplarını kullanarak aklın sistematize etme, zincirleme becerisiyle tanışarak büyüleniriz. Modern dans ile harekete geçer ve kombinasyonlarla sınırsız yaratım enerjisine ulaşırız. Her kasımızı, içeriden dışarıya doğru kullanarak tekrar var ederiz. Varlığını bile bilmediğimiz kasları kullanarak, alışkanlıklarımız ölçüsünde daha önce bilinçli kullanmadığımız, yalnızca sürüklediğimiz bedenimizi keşfederiz. Eksik taşların yerine oturmasıyla bedenimiz artık sadece bazı kaslarına fazlaca yüklenmek yerine, her kasını kullanır.Bu da ağırlığını yayarak, dengesini bulmasını sağlar.

 

..Ve her duruşu anlayıp, anlamlandırmaya başlarız. Mevlevilerin boynunu niye, neye karşı eğdiğini, Klasik Balenin neden gururla çenesini kaldırdığını ve Yoganın nötr duruşu niye seçip, duygusunu keşfettiğini anlarız..

 

***

 

 

Doğa, bize defalarca gerçeği fısıldadı. Hassas ruhlar, duyarlı kulaklar bu fısıltıyı yüzyıllar boyunca duydu. Aslında bu gerçeği hepimiz içimizde duyumsarız. Yıldızların, her birinde milyarlarca yıldız bulunan yüz milyar gökadadan oluşan evrenimizin temel parçacıklarıyla, bizi oluşturan temel parçacıkların aynı olması, aynı bağlarla örüldüğümüzü bize gösterir.

 

Meditatif Dans, temelini bu enerji konsantrasyonundan ve dünyanın dönüşünü hissedip duyumsayan Mevlevilerin dansından alır; Bizim ve tüm insanlığın gerçeğinden..

***

 

Meditatif dans insanı bütün olarak ele alır. Tarihi, toprakları ve ilişkileri insanın düşüncesini ve sağlığını oluşturan parçalardır. Dağılmış bilgiyi toplamak ve insana insanlık duygu ve çıkarımlarını vermek, tüm düşünce biçimlerini ve hisleri barındıran insan vücudu aracılığıyla gerçekleşir. Düşünce ve deneyimlerle oluşturulan sistemlerin hepsi insanın eksiklerini kapatır ve gelişimine katkıda bulunur, algılarını açar.

***

 

Vücut zekasını ortaya çıkarmak, genetik hafızayı keşfetmek negatif düşüncelerin yarattığı baskıyı kaldırmakla mümkündür. Vücut çalışması sadece bedeni değil, benliğimizin tüm birleşenlerini güçlendirir, tüm davranış ve hareketlerimize uyum kazandırır.

İçimizde sakladığımız tüm özelliklerin izleri bedenimizin üstündedir. Ve tüm gözler bilinçli veya bilinçsiz olarak bize baktığında hakkımızdaki milyonlarca şeyi anlayabilirler.

***

Algılama araçlarımızdan en önemlisi olan beynimizin, sağ ve sol yarı küreleri vardır. Sol beyin zincirleme zekanın sağ beyin ise sezgisel aklın kaynağıdır.

Sağ küre, doğadan beslenir. “İlham geldi”, “İşte, buldum!” gibi hislerimizin, ilhamların ve maneviyatın kaynağıdır. Sağ beyin hislere güvenir, yaratıcı enerjinin ve duyguların temelidir. Sol beyin ise kendi dünyasını oluşturmak için çalışır. Zincirleme zekanın kaynağıdır. Bilimin, Batı düşüncesinin gerçeği, bu sol beyni tek başına insan olarak uzun yıllar kabul ettirme inadıdır. Sağ beyin  parçadan bütüne gitmez, rasgele işler. Geçmişten ve gelecekten noktalar işaret eder. İnsanlığın ortak aklı ile haberleşir, frekansları, titreşimleri algılar ve yorumlar. Ancak onun bütün bilgilerini bildiğimizi aslında biz bilmeyiz. Çünkü sağ beyin yaşadıklarını, hislerini duyumsamak konusunda uzmandır; ancak bunları ifade etmek, sıralamak becerisinden yoksundur. Çünkü bu sol beynin, zincirleme zekanın işidir.

 Sol beyin zincirleme zekasıyla kendini ancak diğer insanlarla kıyaslayarak anlar, sağ beynini ağırlıklı olarak kullanan insan ise insanlar arasındaki binde birlik farklar yerine bütüne odaklanır ve kendini bütünün içinde tanımlamaya çalışır.

Sağ beyin doğuda ifade edilmiş, sol beyin ise batıda gelişmiştir. Doğu, bir varlık olarak insanın özelliklerini bilir. Batı ise, bir insan ve bir akıl olarak insanı geliştirmeye çalışır.

***

İnsan beyninin sol yanı, kısa vadeli düşünür, sıralamaya güvenir, parça psikolojisi taşır ve hareket ve güç ister. İnsanların çoğunun kendini diğerleriyle karşılaştırarak anlamaya çalışmasının, maddeyi ilk sırada tutmasının nedeni baskın tarafının zincirleme zekası olmasıdır.

İnsan beyninin sağ yarım küresi ise doğadan bilgi alır. Duygularına ve sağlığının sesine düşkündür. Kalbiyle birlikte çalışır. Gerçekte bizi asıl etkileyen uzun vadedeki gelişimimize, bütünün hissine odaklıdır.

Bu ikilik çeşitli ölçeklerde karşımıza sürekli çıkar. Şu an dünyada batının ve temsil ettiği sol beynin gelişimi dengesizlik durumunu açıklamaktadır. Yaratıcı ses susmuştur. Var oluşa duyulan heyecan yitmiştir. Duyguların gösterdiği gerçeklere yüz çevrilerek mutluluğun ve huzurun gelişimi ihmal edilmiştir. Maddelerin altında yatan gerçek unutulmuştur.

Meditatif dans insanı doğasıyla, duyguyu akılla birleştirerek gerçek ve sürekli gelişimin, sonsuz sağlığın kapılarını çalar.

Sol beynin uyumla çalışmasının daha verimli olduğunu keşfeder, yaratıcı enerjiyle sınırsız kombinasyonlara ulaşır. İnsanlığı geçmişten beri var olan parlak çizgisiyle birleştirir. Bu bilinçle karşılaştığı her şeye karşı daha güçlü, belirleyici ve etkin olmasını sağlar.

***

Bedenimizin ilginçliklerinden biri de; sağ beynimizin sol tarafımıza, sol beynimizin ise sağ tarafımıza hükmetmesidir. Buradaki X bilinmeyenin sırrı sağ beynimizle birlikte çalışan kalbimizdir. Ve kalbimizin derinliklerinde doğanın bir parçası olduğumuz ve sevgiyle yaşadığımız gerçeğinin yatmasıdır.

X bilinmeyeni bir gerçeği daha söyler. Aklımızın ve duygumuzun kesişmesi gerektiğini anlatır. Bu kesişim ancak denge noktasında, tek bir merkezde gerçekleşir. Bu yüzden biz meditatif dansta, aklı ve duyguyu, onları doğuran batı ve doğu teknikleriyle kesiştiririz ve kesişim yani denge noktasına kendi tarihimizin, Sufilerin gerçeğini koyarız.

***

Kullan ya da kaybet ilkesi, vücudumuzdaki kaslar için olduğu kadar beynimizin yarı küreleri için ve duygu çeşitliliğimiz için de geçerlidir. Onları kullanarak varlıklarını sürdürmelerini ve bir sonraki nesle ulaşmalarını sağlayabiliriz. Onu dinlemediğimiz için kaybetmeye yaklaştığımız sezgisel aklımızı uyandırmak için nefes ve vücut tekniklerini kullanırız. Şehir hayatında bize en yakın doğa parçası olan vücudumuzla ilgilenerek doğanın dilini öğreniriz. Sezgisel aklı, mucizeleri, bütünlük hissini ve hayatımızın anlamını korumak için saf duyguların peşinden koşmamız gerekir. Sezgisel aklın mekanı olan geceleri, yıldızları daha çok seyretmemiz, doğanın seslerine ve insanların duygularına açık olmamız gerekir. Çünkü ne yapmamız gerektiğini söyleyen, gelecekten haberler veren sezgilerimizdir. 

***

İnsan çocukluğunda dimdik durur. Fakat okul hayatında zihin gelişimine verilen önem dengesiz bir şekilde arttıkça diklik bozulur, baskılarla eğilen vücut rahatsızlıkların ve hastalıkların temellerini atmaya başlar.

Yirmili yaşlardan itibaren büyüme durduğu an vücudumuzda ölü hücreler taşımaya başlarız. Selüloitler, hissiz kütleler ve sırt kamburları gibi ölü hücreler aslında o bölgeleri kullanmamamızın bir sonucudur. Ağrılar ve rahatsızlıklar vücudun bizi uyarmak için başvurduğu son çarelerdir. Fakat bir terslik olduğunu biz ancak o zaman anlarız. 

***

Hayatımızı düzgün nefes almanın ne olduğunu bilmeden geçiririz. Ancak hayatta kalmak için refleksi soluklar alıp veririz. Halbuki nefesle aldığımız oksijen bütün vücudumuzun ilacıdır.  

***

 

Doğa ile baş başa kaldığımızda, doğanın bir parçası olduğumuz gerçeği bizi sarar. Temizlik, arılık, ferah bir nefes hissederiz içimizde. Sadece içimiz değil, görüntümüz de değişir. Cildimiz şeffaflaşır, saçlarımız parlar.

Şehir hayatında bu ferahlığı ve sağlığı yaşamamızın tek yolu, bize en yakın doğa parçası olan vücudumuzla kuracağımız iletişimdir.

Vücudumuzun her hücresinde, ve bizi çevreleyen hava ve su gibi her şeyde süregelen muazzam harekete uyum sağlamak için biz de harekete geçmeliyiz.

***

 

Hareket; depresif düşünceleri, kararsızlığı, kısırdöngüsel hisleri, ve negatif düşünceleri uzaklaştırır. Hareket içinde denge, dikkat ve konsantrasyon kendiliğinden yerini bulur. Ve bu konsantrasyonu durağanlıkta da yakalamak  için arayış sürer.

***

Sanayi devriminden itibaren hiç olmadığı kadar artan kalp, damar, sinir hastalıkları; tansiyon, şeker ve hatta kanser gibi iç hastalıkların bilinçli nefes ve vücut egzersizleri ile büyük oranda engellenebildiğini biliyoruz.

Burada meditatif dansın avantajı vücut ve ruh sağlığını ilk sıraya koymasıdır. Spor ya da hareket etmemizi sağlayan diğer aktivitelerde olduğu gibi rekabete veya dışarıdaki bir hedefe odaklanıp, vücudu o yolda hatalı kullanmaz, çünkü meditatif dansta vücut araç değil amaçtır. Meditatif dans ilerlemek için gereken gücü, rekabetten veya çatışmadan almaz, içindeki doğru sese kulak vererek sınırsız gelişimin kapılarını çalar ve gerçekten yepyeni keşifler için yola çıkar. Çok uzun bir ömür için ve şehir hayatının bedenimizde bıraktığı olumsuzlukları silmek için bu çalışmaya ihtiyaç duyuyoruz. 

***

Beden ve zihnin birlikte çalışması büyük bir dengenin sonuçlarıdır. Benliğiniz içinden çıkamadığı bir sorunla karşılaştığında, onu oyalamak için beden devreye girip; sıkıntılar, ağrılar ve sorunlar yaratabilir. Aynı şekilde beden hareketlilik aradığında düşünce dünyasında sorun alarmı çaldırabilir.

Sırt ağrınızın hareketsizlikten, stresten veya önyargılardan kaynaklandığını öğrenebilirsiniz. Dengenizi tekrar bularak ağrılarınızı ve endişelerinizi silebilirsiniz. Aslında sırt hafızanın doğru kullanımını sembolize eder.

Duruşunuzu düzelttiğinizde, her şeye karşı duruşunuzun tutarlılaşmaya başladığını keşfedebilirsiniz. Dik bir duruş, güven duygusu ve denge için zaruridir. Egzersizlerle hiç kullanmadığınız bazı kaslar var olup güçlendiğinde bu dik duruş, sizi yoran bir faaliyet değil, doğal haliniz olmaya başlar. Ve duygularınızın çeşitliliğini de tutarlı ve dengeli şekilde kullanmaya başlarsınız. 

***

Kaos bilimi, yani düzensizliğin düzeni, evrende ve dünyada hiçbir şeyin tekrar etmediğini, ancak paternler oluşturduğunu anlatır. Tüm düzenli görünen olayların içinde bir yerlerde bir düzensizlik saklıdır. Bu düzensizlik gelişim yüzünden ortaya çıkar. Hiçbir şey kendini aynı şekilde tekrar edemez, çünkü gelişmek zorundadır. Kaos biliminin içerdiği kavramlar bu mükemmel şekillerin kendi kendine benzerlik ve başlangıç durumuna hassas bağlılık ilkeleriyle oluştuğunu anlatır. Köklerimizi ve topraklarımızı düşünmemizin doğruluğunu ispatlayan; insan aklının doğanın mükemmellik sembollerindeki bu kendi kendine benzerlik ve başlangıç durumuna hassas bağlılık ilkelerini bulmuş olmasıdır.     

***

Fraktallar, doğanın mükemmellik sembolleri, bir doğrudan yola çıkarak keşfedildi. Bildiğiniz gibi iki noktanın arasındaki en kısa mesafe doğrudur. Aklı ve duyguyu doğru bir şekilde birleştirmek, kısa vadeli çıkarlarla uzun vadeli arayışlar arasında uyum sağlamak ve dengeyi bulmak insanın elindedir. Ve varolmaya devam etmek istiyorsa insan için zaruridir.

 

***

Tarih boyunca insanlar doğuda ruhlarını keşfetmek için aklı yadsıyarak inzivaya çekildiler ve ruhlarını güçlendirdiler. Batıda duyguyu yadsıyarak aklı geliştirdiler. Biz onların tam ortasında çok özel topraklarda, her birinin çıkarımlarını hissederek ve duyumsayarak yaşadık. Onların arasındaki sentezi yapmak yine bizim işimiz. Artık ne inzivaya çekilmemiz gerekiyor ne de kendimizi robotlaştırmamız. Onların oluşturduğu tekniklerle birleşenlerimizi keşfedebilir ve geliştirebilir ve daha sonra yepyeni keşiflere ulaşabiliriz.

***

 

Bu toprakların bize söylemek istediği büyük bir gerçek var. Unutulmuş, yitirilmiş, bir bilgi olarak belki kaybedilmiş ama duygu olarak perde perde köklerimize, yaptığımız her şeyin temeline yayılmış bir gerçek. Bütün korkularımızın en temel nedenine indiğimizde bu nedeni yıkabilecek kadar cesur, bütün güvensizliğimizi bizden alabilecek kadar güçlü, ve en son keşiflerle bile yıkılmayacak kadar doğru..

Varoluşun her varlığa dağılmış damlalardan oluşan bir okyanus olduğu gerçeği..

Sadece diğer bir insanla neredeyse aynı olmamızı sağlamasından öte, bizi diğer tüm varlıklarla da birleştiren bir şey....

*Mayıs 2003, Naturel Beden-Zihin ve Ruh Sağlığı Festivali kapsamında gerçekleştirilen "Meditatif Dans" semineri notlarından derlenmiştir. ..

 

 

Absurd Photos

Hatırlamak

Teori 1

Teori 2

sistem = 1

Sosyal adalet

 

 

yukarı

 

 

 

 

 

www.meditatifdans.com

e-mail: bilgi@meditativedance.com

 

 

 

Meditatif dans temelini bir his ve hareket konsantrasyonu olan Mevlevilerin dansından alıyor. Tasavvuf tarihine kısa bir bakış için tıklayın..

 

 

 

‘İnsanların en az bilgi sahibi oldukları şey kendi vücutları ve bu maalesef gerçek hislerine ve benliklerine de ne kadar uzak olduklarını gösterir. Vücut sırlarla ve sürprizlerle dolu bir evrendir’

                     Nephes

 

© Quote, 2004 -Web sitesi içeriği kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


DHTML Menu / JavaScript Menu -Created using OpenCube NavStudio Software.