Meditatif dans | İletişim | Dersler | Basın Odası | Quote
    Duruşu düzeltmek en büyük amacımız. Doğru duruşu yakaladığınızda, ki bu uzun süreli bir amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu farkedersiniz. Bunun sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın doğru kullanımını temsil eder. Güçsüz bir sırt,  insanı yok edecek  sürece sizi sokar. Somut görüntüsü, kireçlenme, ağrılar ve kaymalar; duygu dünyasında ise güvensizliktir. Bu, başka birçok olumsuzluğun da kaynağıdır.”

 

NEFES

 

   

Ders yerleri ve saatlerini öğrenmek  için tıklayın..

 
 

 

E-mail listemize katılın, etkinliklerimizden ilk siz haberdar olun.. tıkla

Bu benim belki de yıllardır yaptığım en güzel şey... Tuhaf ve uçsuz bucaksız bir derinlikle bağ kurmuş olduğumu hissediyorum. Burada gördüğüm çeşitlilik, iyi niyet ve gelişim için duyulan istek inanılmaz..." Devamı

Duruşu düzeltmek en büyük amacımız. Doğru duruşu yakaladığınızda, ki bu uzun süreli bir amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu farkedersiniz. Bunun sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın doğru kullanımını temsil eder. Güçsüz bir sırt,  insanı yok edecek  sürece sizi sokar. Somut görüntüsü, kireçlenme, ağrılar ve kaymalar; duygu dünyasında ise güvensizliktir. Bu, başka birçok olumsuzluğun da kaynağıdır.”

"Hayatımızı düzgün nefes almanın ne olduğunu bilmeden geçiririz. Ancak hayatta kalmak için refleksi soluklar alıp veririz. Halbuki nefesle aldığımız oksijen bütün vücudumuzun ilacıdır."

Nefes, yaşam demektir. Yeni doğan bir bebeğin ilk yaptığı şey nefes almaktır. İnsan, her şeyden önce doğru nefes alışverişini öğrenmelidir. Doğru nefes alışverişi insanı sağlam bir sinir sistemine, dengeli bir zihne ve huzurlu bir yapıya kavuşturur. Nefes alma, bedenle zihin arasında ve bilinçle bilinçaltı arasında bir köprüdür. Doğru nefes, bedenle zihnin ve bilinçle bilinçaltının uyumunu sağlar.

İnsanın hayatı yaşanan günlerin sayısıyla değil, alıp verilen nefes sayısıyla ölçülür. Bu, bize yavaş ve derin nefesin önemini gösterir. Nefes çok hızlı ve çabuksa ömür çabuk tükenir. Hızlı nefes, ayrıca akciğer ve kalp hastalıklarının işaretçisidir. Birey, doğru ritimde nefes alıp vermeyi öğrenince solumu yavaşlayıp derinleşir. Bu, solunum sistemini güçlendirir, sinir sistemini sakinleştirir ve ihtirasları azaltır. İhtiras ve istekler azaldıkça zihin sakinleşerek özgürleşir ve konsantrasyon için yararlı bir araca dönüşür. Yavaş, derin, düzenli ve doğru nefes alışverişi insanları solunum problemlerinden, öksürükten, astımdan, baş, göz ve kulak ağrılarından ve sinirsel gerginliklerden kurtarabilir.

Nefes aritmik oldukça kalp rahatsız olur, zihin ve sinir sistemi gerilir. Bu da ruhu baskı altında tutarak sıkıntıya sokar. Bunun için insan her şeyden önce nefesini dengeleyerek kontrol altına almalıdır. Zihni bir at arabasına benzetirsek, buradaki 5 at 5 duyuyu temsil eder: Görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma. Atları kontrol eden ip ise nefestir. Nefes doğru yönde uygulanırsa istekler kontrol altına alınır ve atlar istenilen yönde gider ve zihin arabası kolay ve rahat kullanılır. Nefes yanlış kullanılıyor ise, istekler güçlenecek, atlar kontrolden çıkacak ve araba sağa sola sallanacaktır. Doğru nefes kullanımı öğrenilip nefes kontrol edildikçe ve zihin huzura daldıkça insan tarif edilemez bir hazza ulaşır.

Doğru ve bilinçli uygulanan nefes egzersizleri, akciğerleri güçlendirerek kapasitesini artırır ve bedenin iç ateşini yükselterek toksinlerin yakılmasına yardım eder. Egzersizler sırasında önce nefes verilir, yani akciğerler tamamen boşaltılır, nefes kısa bir süre tutulduktan sonra nefes alınır. Havanın akciğerlerde tutulması, akciğer peteklerinin açılmasına yardımcı olur. Böylece alınan oksijenden daha fazla yararlanma imkanı elde edilir. Nefesi tutarken basınç arttığından akciğerlerden daha fazla oksijen alınır; kandan akciğerlere daha çok karbondioksit gider ve dışarı atılır.

Yeni doğmuş bir bebeği izlerseniz onun karından nefes alıp verdiğini görürsünüz. Bu en doğru ve doğal nefestir. Zamanla bu doğru nefes unutulur; insan ağzıyla nefes alıp vermeye başlar, nefes alışverişinde akciğerleri tam olarak kullanamaz ve nefesin doğal bioritmi bozulur. Bu tür yanlış nefeste, akciğerlerin yalnız üst kısmı kullanılmakta ve kana daha az miktarda oksijen gitmektedir. Bu bedenin yorgun, cansız ve bitkin olmasına yol açar ve hastalıklara karşı direnci azaltır. Bir çok insanın soluk alışverişi yüzeysel ve çabuk olduğu için akciğerler tam kapasitesiyle kullanılamamaktadır. Yüzeysel solunum, beden hücrelerinin oksijenden mahrum olduğu ve akciğerlerin solunum sırasında ortaya çıkan toksinlerden arındırılamadığı anlamına gelir. Böyle bir solunum sürecinde diyafram hareketsiz kaldığından böbrekler, bağırsaklar ve tüm vücut sistemi pasifleşir ve kalp gerilir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, yanlış nefes sinir sistemini ve kalbi olumsuz yönde etkilemektedir. Bu da bir çok hastalığı beraberinde getirir.

Doğru Nefes

Nefesin en önemli kuralı, burundan alınmasıdır. Bedendeki her organın kendine has fonksiyonları vardır. Burun nefes, ağız ise yemek için kullanılmalıdır. Burun delikleri havayı süzmekte, temizlemekte, nemlendirmekte ve havanın derecesini ayarlamaktadır. Burun deliklerinde ayrıca göğüs genişlemesine yardım eden sinir uçları bulunmaktadır. Diğer yandan bioenerji kanalları burun deliklerinden başladığı için burunla alınan nefes bu kanalları Prana (kozmik enerji/yaşam enerjisi) ile doldurmakta ve bu Prana vücudun her yerine yayılarak tüm bedeni canlandırmaktadır.

Akciğerleri tam kapasitesiyle çalıştırmak için birey KARIN, GÖĞÜS ve OMUZ nefeslerini uygulamalıdır. Böylece akciğerlerin alt, orta ve üst kısımları iyice çalıştırılmış olur.

Karın nefesinde nefes alırken karın şişirilir, diyafram indirilir ve hava aşağı çekilir. Böylece akciğerlerin en alt bölümü hava ile dolar. Nefes verirken, karın içeri çekilir, diyafram kalkar ve akciğerlerin en alt bölümündeki hava tamamen boşaltılır. Karın nefesinde, diyaframın inip kalkması mide arkasındaki sinir ağları üzerinde masaj etkisi yaratarak sempatik sinirlerin gevşemesini sağlar. Diyaframın (Yoga’da “ikinci kalp” olarak adlandırılır) bu hareketi kalbin çalışmasına mekanik bir yardımda bulunmuş olur.

Göğüs nefesinde nefes alınarak akciğerlerin orta bölümü hava ile doldurulur ve göğüs kafesi şişirilir. Nefes verirken ise, göğüs kafesi iner ve akciğerlerin orta bölümündeki hava tamamen boşaltılır. Göğüs nefesi, göğsü genişletir ve göğüs kafesindeki ahenkli çekme-boşaltma ile kalbin kan pompalamasına yardımcı olur.

Omuz nefesinde nefes alırken akciğerlerin üst bölümü dolar ve omuzlar kalkar. Nefes verirken omuzlar iner ve akciğerlerin üst bölümündeki hava boşaltılır. Omuz nefesi, akciğerlerin üst kısmını aktif biçimde çalıştırarak orada toplanmış toksinlerin atılmasına yardım eder.

Tam nefes egzersizi karın, göğüs ve omuz nefeslerinin sırasıyla uygulanmasıdır. Tam nefes alırken önce karın şişirilmeli, diyafram aşağıya hareket etmeli ve akciğerlerin alt bölümü havayla doldurulmalı; daha sonra göğüs genişletilmeli ve akciğerlerin orta bölümü havayla doldurulmalı; son olarak da omuzlar kaldırılarak akciğerlerin üst bölümü havayla doldurulmalıdır. Böylece akciğerler tam olarak havayla doldurulur. Nefes verirken önce karın içeri çekilir, diyafram yukarı hareket eder ve alt bölüm boşaltılır; daha sonra göğüs kafesi iner ve orta bölüm boşaltılır; son olarak da omuzlar iner ve üst bölüm boşaltılır. Egzersiz ritmik olarak uygulanmalıdır; bu, bedeni doğal bioritmine kavuşturur. Bu nefes biçimi diyaframı harekete geçirdiği için derin, sağlıklı ve doğru nefestir. Diyafram hareketleri böbrek ve bağırsakları da etkileyerek onların daha etkin biçimde çalışmasını sağlar. Böylece tüm vücut sistemi aktifleşir ve kalp rahatlar.

Nefes ve Bioenerji

Yoga’da nefes ve bioenerji egzersizlerine Pranayama adı verilir. Prana sözcüğü, “kozmik enerji” veya “yaşam enerjisi” anlamına gelmektedir; “nefes”, “solunum”, “canlılık”, “rüzgar” veya “güç” anlamında da kullanılır. “Kozmik enerji” olarak adlandırılmasının nedeni bu enerjinin uzayın her yerinde bulunan çok ince bir enerji türü olması, “yaşam enerjisi” denilmesinin nedeni de vücudun yaşamı ve fonksiyonlarının bu enerjinin faaliyetine bağlı olmasıdır. Prana’ya modern terminolojide “bioenerji” adı verilmektedir. Ayama sözcüğü ise “kontrol”, “uzatmak”, “yaymak”, “genişletmek” anlamlarını taşımaktadır.

İnsan vücudunda 108 esas kanal (Nadi) mevcuttur. Direk yol anlamına gelen Şuşumna Nadi merkez enerji kanalıdır; kafanın tepesinden başlayıp omurgadan geçerek kuyruksokumunda son bulur. Şuşumna Nadi’nin solundan İda Nadi, sağından ise Pingala Nadi adında ikincil kanallar geçmektedir. Pingala Nadi kanalı sağ, İda Nadi kanalı ise sol burun deliğinden başlayarak kuyruksokumuna kadar iner. İnsan bedeni kendiliğinden küçücük bir evrendir. Güneş ve Ay enerjisi insan bedeninde kullanılmaktadır. Güneş enerjisi Pingala Nadi kanalından, Ay enerjisi de İda Nadi kanalından akmaktadır. Bu iki kanalın arasından da Şuşumna Nadi –ateş kanalı- geçer. Kozmik enerji nefes alırken hava ile birlikte vücuda girmektedir. İnsan nefes aldıkça akciğerlerini hava ile, bioenerji kanallarını ise kozmik enerji ile doldurmaktadır. Kozmik enerji vücuda yerleştikçe “yaşam enerjisi” olarak adlandırılır ve vücutta hareket ederek vücudun farklı bölümlerine fayda sağlayan enerji akımlarına bölünür.

Yanlış nefes, beslenme, düşünce ve eylem alışkanlıkları zamanla vücuttaki bioenerji kanallarının tıkanmasına yol açmaktadır. Böylece insan, nefes alırken içine çektiği Prana’nın yalnız küçük bir kısmını kullanmakta ve kalan büyük kısmını kullanmadan nefes verirken dışarı atmaktadır. Bu, bedendeki bioenerji aktivitesinin düşmesine, vücudu kaplayan bioenerji alanı Aura’nın küçülmesine ve gücünü kaybetmesine sebep olur; organların güçsüz düşmesine ve hastalıklara çabuk yakalanmasına yol açar. Aura, vücudun enerji kalkanıdır ve bu kalkan küçülüp güçsüz düştükçe insan, her türlü negatif enerjinin etkisine maruz kalır. Bioenerji kanalları tamamen tıkanınca vücut felç olur. Doğru ve bilinçli nefes egzersizleri, tıkanmış bioenerji kanallarının açılmasını ve tam kapasitede çalışmaya başlamasını sağlar. Egzersizler, bioenerji akımlarını düzenler, vücudu kaplayan Aura’yı güçlendirip genişletir ve vücuttaki Çakra’ları (bioenerji merkezleri) aktifleştirir.

Pranayama uygulamasıyla birey kişisel nefesi evrensel nefesle uyumlandırır. Kişisel nefes evrensel nefesle uyum haline geldikçe bilinç genişler, birey evrene açılır ve evreni hisseder. Kendinin evrenin bir parçası olduğunu algılar ve evrensel gücü duyumlamaya başlar; bedende kilitlenmiş egoist yandan kurtularak evrensel özgürlüğe kavuşur.

 

Duruş

Denge

 

 

yukarı

 

 

 

www.meditatifdans.com

e-mail: bilgi@meditativedance.com

 

 
 
 

 

Meditatif dans temelini bir his ve hareket konsantrasyonu olan Mevlevilerin dansından alıyor. Tasavvuf tarihine kısa bir bakış için tıklayın..

 

 

 

 

 

 

‘İnsanların en az bilgi sahibi oldukları şey kendi vücutları ve bu maalesef gerçek hislerine ve benliklerine de ne kadar uzak olduklarını gösterir. Vücut sırlarla ve sürprizlerle dolu bir evrendir’

                     Nephes

 

© Quote, 2004 -Web sitesi içeriği kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
 



DHTML Menu / JavaScript Menu -Created using OpenCube NavStudio Software.