|
“Duruşu düzeltmek en
büyük amacımız. Doğru duruşu yakaladığınızda, ki bu uzun süreli bir
amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi
yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu farkedersiniz. Bunun
sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın
doğru kullanımını temsil eder. Güçsüz bir sırt, insanı yok edecek sürece
sizi sokar. Somut görüntüsü, kireçlenme, ağrılar ve kaymalar; duygu
dünyasında ise güvensizliktir. Bu, başka birçok olumsuzluğun da
kaynağıdır.”
Fraktallar ~Dördüncü
Boyutun Geometrisi~
Kaosun hikayesi sayılarda
başlar, özellikle dördüncü boyutun matematik ve geometrisinde. Dördüncü
boyut, kompleks sayıların ve fraktalların dünyasıdır.
Bu boyutta
evrende bulunan sonsuz sayıda madde birbirleriyle zaman ve enerji yoluyla
ilişki içindedir.
Gerçekliğin parçalarını yansıtan birinci, ikinci ve üçüncü boyutun aksine, dördüncü boyut
içinde yaşadığımız gerçek dünyadır ve diğer tüm boyutları da içine alır..
Doğanın gerçek geometrisi
olarak kabul edilen fraktal geometri, Yale Üniversitesi Matematik
Profesörü ve bilim adamı Benoit Mandelbrot tarafından keşfedilmiştir.
Mandelbrot, aynı zamanda fraktalların da isim babasıdır. Bu eşsiz şekiller
isimlerini Latincede “düzensiz parçalar yaratacak biçimde bölünmek”
anlamına gelen “fractus” sıfatından alırlar. Mandelbrot, matematik ve
grafikler yardımıyla doğanın bu fraktal boyutları ve “kendi tarafından
sınırlanan olasılıkları” kullanarak gerçek dünyanın karmaşık ve düzensiz
formlarını nasıl oluşturduğunu göstermiştir.
Mandelbrot’tan önce bilim
ve matematik bir-iki ve üç boyutlu kapalı sistemler ile ilgilenmekteydi;
bu durum sol beynin ürünü aritmetiği öne çıkarırken, sağ beyin
geometrisini göz ardı etmişti. Matematik, kendini gerçek dünyadan tamamen
uzak, soyut bir dünyaya hapsetmiş, hatta kardeş bilimi sayılan fizikten
bile uzaklaşmıştı.
Einstein’dan sonra, katı
cisimlerden oluşan üçüncü boyutun bile gerçekliğin yalnızca bir modeli
olduğu anlaşıldı. Zamanımızın en büyük Kaos Teorisyeni olarak kabul edilen
Mandelbrot ise, bize dördüncü boyutun kapılarını aralamakla kalmadı, onun
gerçekte neye benzediğini –kaosun fraktallardan oluşan yüzünü- de bize
gösterdi. Mandelbrot matematik alanında Einstein’ın teorilerinin de
ötesine geçerek, dördüncü boyutun yalnızca ilk üç boyutu değil, bunların
aralarındaki boşluk ve aralıkları –fraktal boyutları- da içine aldığını
keşfetti.
Bir fraktal yalnızca
düzensiz biçimlerden oluşmaz, aynı zamanda bu düzensiz şekillerin içindeki
gizli düzeni gösterir. Düzensiz gibi görünen paternler farklı ölçeklerde
bakıldığında aslında birbirlerine benzerdirler. Fraktalın ufak bir
parçasına baktığınızda fark edersiniz ki, şeklin genel paterni benzer
olarak, hatta bazı durumlarda aynen, tekrarlanmaktadır.
Mandelbrot fraktalına
baktığınızda, şeklin zig-zaglı, spiral kenarları içinde her yerde sonsuz
sayıda küçük Mandelbrot fraktalının olduğunu görürsünüz.
Mandelbrot’un geliştirdiği
formul, onun doğanın gerçekteki dört boyutlu fraktal yapısı hakkındaki
keşiflerini özetlemektedir. Bu, bir, iki ve üç boyutlu şekilleri inceleyen
geleneksel Öklid geometrisinden oldukça farklıdır. Öklid geometrisi
gerçekte doğada varolmayan soyut, idealize edilmiş bir mükemmelikle
ilgilenir, (kare-küp-küre..) Bu da doğanın o çok yakından tanıdığımız
gerçek şekillerini –bir bulutun, bir dağın ya da bir ağacın şeklini-
göstermekte yetersiz kalır. Mandelbrot’un “Fractal Geometry of Nature -Doğanın
Fraktal Geometrisi-” adlı kitabında da söylediği gibi;
“Bulutlar küre, dağlar
koni, ağaçlar düz değildir, aynı şekilde yıldırım da düz bir çizgi izlemez.”
Mandelbrot’tan once
matematikçiler doğadaki çoğu paternin matematiksel olarak açıklanamayacak
kadar karmaşık, düzensiz ve parçalı olduğuna inanıyorlardı. Mandelbrot’un
geliştirdiği yeni fraktal geometri ise, gerçek dünyanın en düzensiz ve
kaotik şekillerinin bile matematiksel olarak açıklanabileceğini gösterdi.
Mandelbrot’un geliştirdiği
ve kaos biliminin de temelini oluşturan “tekrarlanan kendi kendine
benzerlik” ilkesi aslında ilk kez filozof Leibniz tarafından ortaya
atılmış ve 1733’te yazar Jonathan Swift’in kitabında da yer almıştı.
1922’de hava tahminleri üzerinde çalışan matematikçi Lewis Richardson,
sıvı ve gazların kaotik durumu olarak bilinen türbülans ile ilgili şu
sözleri söylemişti:
"Büyük
girdapların küçük girdapları vardır;
Onların hızıyla beslenen,
Ve küçük girdapların daha
küçük girdapları
Bu, akışmazlığa varana
kadar böyle sürer gider.. "

Kendi kendine benzerlik
ilkesi kaos biliminin kurallarını anlamamız açısından da büyük önem taşır.
Doğada nereye baksak farklı ölçeklerde kendi kendine benzer fraktallar
görürüz; her kar tanesinde, her ağaçta, her dalda, vücudumuzdaki
damarlarda, galaksilerde ve galaksi kümelerinde..
Bu bize doğanın gizli
işleyişini anlatır. Böylelikle, ormanda birbirinin yanı başında, aynı
daldan filizlenen, aynı genetik yapıya sahip iki ağacın neden aynı zamanda
kendine özgün olduğunu kavrayabiliriz. Bunlar şüphesiz birbirlerine benzer,
fakat aynı değillerdir. Bunun gibi, aynı buluttan, benzer hava koşulları
altında düşen her bir kar tanesi de diğerlerinden farklıdır. Buna olanak
sağlayan şey, boyutlar arasında yatan sonsuzluk ve olasılıkların
etkileşimidir –tahmin edilemeyen Kaos..
Fraktalları keşfetmek için
uzağa gitmemiz gerekmez; vücudumuzda da onlardan vardır. Akciğer bronşları
küçük ve daha, daha küçük parçalara ayrıldığında yine aslına benzer bir
şekil karşımıza çıkar. Beyin araştırmalarındaki son keşifler, görme
korteksindeki alıcı sinirlerin altıgen temelli fraktal bir yapıya göre
düzenlenmiş olabileceğini ortaya koymuştur. Buna göre, en küçük altıgenler
retina hücrelerine ve ince detayların algılanmasına karşılık gelmekte,
daha büyük altıgenler ise bunun altındaki tabakaları oluşturmakta ve daha
genel detayları fark etmemizi sağlamaktadır.
Fraktalların sembolize ettiği
dördüncü boyut, Doğa ve İnsan arasındaki sonsuz ilişkiye işaret eder;
burada değişim ve ilerleme geçmişten öğrenilenleri temel alır.
Bu açıdan baktığımızda,
“doğal bilincimizin”, yani bireyselleştirme sürecini tamamlamadan önceki
bilinç halimizin de doğası bakımından fraktal olduğunu kolaylıkla görürüz.
Bu noktada amacımız, varlık bilincimizin sürekliliğini
sağlamak için
fraktallardaki gizli düzeni kavramaktır.
Kaynak: Fractal Geometry
“The Story of Benoit B. Mandelbrot and the Geometry of Chaos”
Kaos I
Kaosun 4
çekicisi
yukarı
www.meditatifdans.com
e-mail: bilgi@meditativedance.com
|