Meditatif dans | İletişim | Dersler | Basın Odası | Quote
    Duruşu düzeltmek en büyük amacımız. Doğru duruşu yakaladığınızda, ki bu uzun süreli bir amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu farkedersiniz. Bunun sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın doğru kullanımını temsil eder. Güçsüz bir sırt,  insanı yok edecek  sürece sizi sokar. Somut görüntüsü, kireçlenme, ağrılar ve kaymalar; duygu dünyasında ise güvensizliktir. Bu, başka birçok olumsuzluğun da kaynağıdır.”

Duruşu düzeltmek en büyük amacımız. Doğru duruşu yakaladığınızda, ki bu uzun süreli bir amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu farkedersiniz. Bunun sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın doğru kullanımını temsil eder. Güçsüz bir sırt,  insanı yok edecek  sürece sizi sokar. Somut görüntüsü, kireçlenme, ağrılar ve kaymalar; duygu dünyasında ise güvensizliktir. Bu, başka birçok olumsuzluğun da kaynağıdır.”

 

FRAKTALLAR

Başlangıcın Fraktal Teorisi  ve Evrenin Anlamı

   

Ders yerleri ve saatlerini öğrenmek  için tıklayın..

 
 

 

E-mail listemize katılın, etkinliklerimizden ilk siz haberdar olun.. tıkla

Bu benim belki de yıllardır yaptığım en güzel şey... Tuhaf ve uçsuz bucaksız bir derinlikle bağ kurmuş olduğumu hissediyorum. Burada gördüğüm çeşitlilik, iyi niyet ve gelişim için duyulan istek inanılmaz..." Devamı

 
Duruşu düzeltmek en büyük amacımız. Doğru duruşu yakaladığınızda, ki bu uzun süreli bir amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu farkedersiniz. Bunun sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın doğru kullanımını temsil eder. Güçsüz bir sırt,  insanı yok edecek  sürece sizi sokar. Somut görüntüsü, kireçlenme, ağrılar ve kaymalar; duygu dünyasında ise güvensizliktir. Bu, başka birçok olumsuzluğun da kaynağıdır.”

Duruşu düzeltmek en büyük amacımız. Doğru duruşu yakaladığınızda, ki bu uzun süreli bir amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu farkedersiniz. Bunun sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın doğru kullanımını temsil eder. Güçsüz bir sırt,  insanı yok edecek  sürece sizi sokar. Somut görüntüsü, kireçlenme, ağrılar ve kaymalar; duygu dünyasında ise güvensizliktir. Bu, başka birçok olumsuzluğun da kaynağıdır.”

Gerçekliğin tümü, en küçük mikro kozmik atom-altı parçacıktan en geniş galaksi kümelerine kadar, aynı temel yapıyı izliyor gibidir. Bu sayı ve boyutlara bağlı fraktal bir yapıdır. Doğanın büyük resmine baktığımızda bilincin küçük sistemler ya da varlıklardan; adım adım daha genişleyen ve karmaşıklaşan bir bilince uzanan evrimini görürüz. Doğada tüm bilinçli varlıkları hep daha genişleyen bir bilinç haline ve birleşik bir zeka sarmalına doğru yükselten temel bir güdü var gibidir. Hepimiz, hep daha geniş ve bütünsel bilinç alanlarına, daha geniş bilgi tabanlarına doğru ilerlemek için doğuştan gelen bir ihtiyaç duyarız. Bu yönden, bilinçli varlıklar hep daha büyük ölçeklere doğru genişleyen fraktallara benzer.

 

Bu yolda hepimiz aynı temel modelleri izleriz, fakat her bir aşamada bazı özel farklılıklar vardır. Bu farklılıklar çeşitliliği yaratır ve bu, eğer bunların altında yatan paternleri, temel kuralları bilmiyorsak, bizi kafa karıştırıcı bir kaosa, fazlaca bir bilgi yüküne sürükleyebilir. Ama eğer ne aramanız gerektiğini, temel fraktal yapıları biliyorsanız, milyonlarca ağacın ötesine doğru bakabilir ve ormanı – doğanın sonsuz çeşitliliğinin ardındaki bütünlüğü- görmeye başlayabilirsiniz.

 

Bu büyük resme baktığınızda, evrimin genel anlamda tüm bilinçli fraktalların doğasında var olan 8 temel yapıyı takip ettiğini görebilirsiniz:

 

3 alan ve 4 işlev, artı farkındalık. Doğada bu kozmosun 3 ölçeğine  (mikro kozmos, mezo kozmos ve makro kozmos) ve 5 boyuta (bilincin altında yatan farkındalığı temsil eden birinci  boyut, ikinci, üçüncü ve dördüncü boyutlar) işaret eder.

Mikrokozmos      Mezokozmos        Makrokozmos

Enerji                   Bilgi                   Kütle

Uzay                     Sayı               Zaman

0 Kuantum Tanrı Evren
1 Foton İnsan Galaksi
2 Elektron Hayvan Güneş
3 Atom Bitki Dünya
4 Molekül Mineral Ay

 

 

Duruşu düzeltmek en büyük amacımız. Doğru duruşu yakaladığınızda, ki bu uzun süreli bir amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu farkedersiniz. Bunun sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın doğru kullanımını temsil eder. Güçsüz bir sırt,  insanı yok edecek  sürece sizi sokar. Somut görüntüsü, kireçlenme, ağrılar ve kaymalar; duygu dünyasında ise güvensizliktir. Bu, başka birçok olumsuzluğun da kaynağıdır.”

Bu genel evrim kavramını daha iyi anlamak için öncelikle ilk sütundaki, sonra son sütundaki, daha sonra da orta sütundaki kavramlar hakkında düşünün. İlk sütundaki kavramlar uzaya aittir. Son sütundakiler ise zamana ait –geçici- kavramlardır. Bunların her ikisi de yaratılışın azalan ışınları şeklinde aşağıya doğru gider. Ortadakiler ise negatif entropinin* artan ışınlarıdır. İlk sütundaki yaratılışın uzaysal ışını, temelde elektromanyetizma tarafından kontrol edilen azalan enerjinin birleşimini mikro kozmik ölçekte gösterir. Enerji madde ile daha çok iç içe girmekte ve öz-kişilik kendini hep daha geniş ve daha sınırlı sistemlerde ifade etmektedir. Sıfır boyutundan dördüncü boyuta doğru ilerlediğimizde, enerji katı maddenin karakteristik özelliklerini alarak, daha simetrik, küçülmüş ve tahmin edilebilir hale gelir. Mikro kozmik dünya anlaşılamaz ölçüde küçüktür ve onu yalnızca insan mikroskop yardımı ile görebilir, görebildiği ölçüde tabii.

Sağdaki, yaratılışın zamansal ışını, aşağıya doğru inerek, temelde yer çekimi tarafından kontrol edilen maddenin bağımlılığını ve birbirine bağlılığını gösterir. Makro kozmos, insandan çok çok daha büyük ölçekler içindir. Ortadaki mezo kozmik sütun ise mikro kozmos ve makro kozmosa uzanan yükselen ışındır. Artan karmaşıklıktaki kişilik düzenlemelerine ve azalan simetriye sahip yaşam formlarının evrimini gösterir. Bilgi; sayı ve kelime ile ilgilidir. Mezo kozmos, insan dünyasına eşit ölçekte bir büyüklüğe sahiptir.

Soldaki uzaysal kavramların başlangıcı olan hareketin kuantumu sonsuz bir potansiyele ve enerjiye sahiptir, fakat bir uzanımı yoktur. Enerjinin forma dönüşümündeki ilk aşama, yaklaşık bir milyar elektron volt enerji taşıyan Foton’dur. Foton, önceden tahmin edilmesi imkansız herhangi bir noktaya doğru seyahat edebilir; hızı saniyede 186.000 mile eşit olan ışığın hızıyla ifade edilir. Fotonun sadece tek bir türü vardır; birim dönüşe sahiptir ve yükü yoktur.

İkinci adım elektronlardır. Elektronlar, karşıt dönüşlerle ve diğer nükleer partiküllerle çiftler oluştururlar. Bir elektronun konumunun tam olarak tahmin edilememesine rağmen –elektron bir atomun içine sıkışmış olsa dahi- seyahat ettikleri yönler atomların kabukları ve nükleer partiküller arasındaki ilişki ile sınırlanmıştır. Nükleer partiküller yarı dönüşe sahiptir ve artı eksi ya da nötr yükleri vardır. Nükleer partiküller, Fotona göre daha çok simetriye ve daha az özgürlüğe sahiptir.

Üçüncü adım atomdur. Atomun bir çekirdeği ve 7 kabuğu vardır. (Bilincin ve farkındalığın 7 biçimini, 7 çakrayı hatırlayalım. Hidrojen atomu yaklaşık 10 elektron volt enerji taşır. Farklı kimyasal özelliklere sahip yaklaşık 100 tür atom vardır. Atomlar, nükleer partiküllere göre daha çok simetri ve daha az özgürlüğe sahiptir.

Dönüşümün son halkası olan Molekül, 1/25 elektron volt enerjiye sahiptir ve 3 ayrı formda olabilir: metal, tuz ve kristal. Toplam bir simetrisi vardır, fakat sayısız çeşitlilikte ve pek çok farklı özelliktedir.

Moleküler seviye, yaşamın oluştuğu ve geriye daha az simetri ve daha çok özgürlüğe doğru ilerleyen evrimsel bir seyahatin başladığı bir dönüm noktasıdır. Peki bu maddeleşme sürecini ve ardından da yaşamı başlatan enerji nereden geliyor?

Brahman'ın  nefesi

 Maddi evrenin başlangıcına dair geçerli bilimsel anlayış ‘Big Bang’ teorisi olarak adlandırılır. Bu ‘bilim mitinin’,modern kültürün baskın inanç sisteminin yaratılış hikayesidir. Büyük patlama kozmolojisi ‘Brahman’ın nefesi’ olarak bilinen Hindu yaratılış efsanesi ile neredeyse aynıdır. Büyük patlama teorisine göre şu anki uzay zaman evreni 15 milyar yıl önce meydana gelen büyük patlama ile yaratıldı. O zaman evrenin tümü, tüm madde ve enerji ‘büyük teklik’ denilen toplam bir düzen ve simetri içinde bir arada bulunuyordu. Daha sonra evren büyük patlama ya da Brahman’ın nefesi ile yayıldı ve hepsi birbirinden ayrı hareketlerine başladı ve yönler ile zaman ortaya çıktı. ‘Büyük teklik’ kırılmaya başladı. Uzay ve farklı elementler oluştu. Bu ilk nefesle aritmetik dağılımın karşı ritimleri ve geometrik küçülmeler başlamış oldu.

Biz hala galaksilerin ışık hızıyla birbirinden uzaklaştığı evrenin genişlemesinin ilk devirlerindeyiz. Brahmanın nefesini yaşıyoruz. Genişleme, aritmetik elektromanyetik büyüme ile gerçekleşiyor. Aynı zamanda yer çekiminin geometrik büyümesi ile büzülme gücü de artıyor.

Kainat genişlemeye devam ettiği sürece milyarlarca galaksi oluştu ve oluşmaya devam ediyor. Her galakside milyarlarca yıldız oluştu. Böyle bir galaktik kolda, Samanyolu üzerinde bizim yıldızımız güneş bulunur. Yıldızların etrafında gezegenler vardır ve yıldızlarının etrafında hareket ederler. Güneşimizden üçüncü uzaklıktaki gezegen dünyamızdır. Çoğu gezegenin kendi etrafında dönen uyduları bulunur. Dünya etrafında dönen tek uydu aydır. Bu makro kozmik genişleme süreci trilyonlarca yıldır, ve milyarlarca galaksinin, yıldızın ve gezegenin oluşmasıyla sonuçlanır.

Neticede çekimsel küçülme gücü elektromanyetik genişleme ile eşit olacaktır, evren ulaşabileceği maksimum büyüklüğe ulaştığında, yeni galaksilerin, yıldızların ve gezegenlerin yaratım süreci bir sona gelecektir. Denge noktası, kozmik nefesin üflenme ve çekilmesi arasındaki duraklamadır. Bundan sonra geometrik güç aritmetik olanı geçecek, yön geri dönecek, evren küçülmeye başlayacaktır; bu Brahman’ın nefes almaya başlamasıdır. Tüm evren tek bir noktaya dönene kadar çekilecek, tüm enerji ve madde birleşecek, büyük frekanslı kara delikler ortaya çıkacak, ve tüm uzay zamanı içine çekecek tek bir kara deliğe dönüşecektir. Bu, son Omega noktasıdır. Sonunda Brahman’ın nefesiyle tekrar büyük patlamaya dönüşebilir ve yeni bir evren oluşabilir. Fraktal oluşuma göre bu yeni evren bazı temel formları tekrarlayacak, ama sonunda yeni ve özel çeşitliliklere ulaşacaktır.

Mikro kozmos ve makro kozmos nedenleri oluşturmazlar, ancak gelişimin parametreleridirler. İnsanın mikro kozmos ve makro kozmos arasındaki dünyasına -mezo kozmos- adı verilir. Bu, bilginin ve sayının dijital alanıdır. Burada, yaşayan bilinçliliğin, karışık kendi olma organizasyonunun daha yüksek derecelerine evrildiğini, bunu yaparken daha yüksek ve karışık bilgi sistemleri kullandığını görürüz. Mineral dünyadan başlayarak, bitkiye, hayvana, insana ve Büyük Tekliğe, evrenin konusuna, tanrıya – temel sona ulaşılır. Bunlar birey olmaya ulaşan bilincin artan birleşiminin evreleridir. Bu evreler enerjinin boyutlara göre oluşumuna paraleldir.

Organize olma becerisi, bilgi ve verileri yorumlayabilme yeteneği, bilinçli varlığın kendi içindedir. Bu, kendi olma organizasyonu diye adlandırılır. Bu doğuştan yetenek önceden belirlenmemiş olmasına rağmen, gelişimi 4 kaotik çekiciden birinin paternlerini izlemektedir.

  • nokta çekici – kristal

  • yuvarlak çekici – bitki

  • torus çekici – hayvan

  • garip çekici – insan

4 çekici, kaosun kozmosunu yaratır; tanrı hepsinin temeli ve amacıdır. Moleküler evreden sonraki kuantum, tanrının parselidir, bundan sonra ayrı organize olmuş varlık mezo kozmik seviyede enkarne olur. Bu durumda hepimiz bilgiyiz, verilerin akıllı parçalarıyız ve siber uzayın içinde ve dışında defalarca organize oluyoruz!

Yaşam formları evrenin yaratılışı sürdükçe ve bilgi toplama izin verdikçe daha büyük sistemlerle tutarlılık sağlayacak şekilde gelişmeye devam eder. Her evrede simetrinin bir yönü yitirilir ve bir derece fazla özgürlük kazanılır.

4. Kristal tamamlanmış bir simetriye sahiptir. Nokta çekiciler, inorganik moleküllerin organik moleküller gibi organize olması için enerjiye izin verir ve cansız moleküllerin ve enerjilerin mikro kozmosundan, yaşayan kristallerin mezo kozmosuna bir köprü atılır. Canlı ve cansız kristaller ile birlikte her şey tek bir noktaya çekilir ve mükemmel bir düzenle dizilirler. Moleküller (aşağı/yukarı, sağ/sol, ön/arka) mükemmel simetrik diziyi oluştururlar. Mikrokozmik geometrik yapı; ay, ürettiği hava ve maddenin 4 hali, katı, sıvı, gaz ve ateş ile dengelenirler. Kristal evrede, daha sonraki yaşam formlarını kontrol eden hayati bir kod bulunur; DNA/RNA hayat yapısı. Hayat, amino asitlerin kristal yapılarını kullanarak hücre bölünmeleri ile çoğalır. Yaşam formlarının hayati bilgilerini korur ve bilgiyi daha sonraki nesillere aktarır.

3. Bitki; bir simetriyi, aşağı/yukarı simetrisini yitirir. Yuvarlak çekiciler, basit kristalimsi yaşam formlarının daha fazla özgürlük için daha yüksek bir bilinç seviyesinde organize olmalarını sağlarlar. Artık bitkinin sadece ön ve arka, sağ ve sol eksenlerinde simetri kalmıştır. Buna silindirik simetri denir. Ağaçlar fotosentez yoluyla enerjilerini doğrudan güneşten alırlar.

yuvarlak çekici

2. Gelişim merdivenindeki bir sonraki basamak torus çekicileri ile hayvandır. Hayvan kendini bir simetriden daha kurtarmış, besin ve dışkı yoluyla ön ve arka simetrilerinden bağımsızlık kazanmıştır. Ancak sağ ve sol simetrileri simetrik kalmıştır. Bu tek eksenli iki yönlü simetridir. Hayvanlar, bitkilerden ve birbirlerinden beslenir, ve dört güdüyle kontrol edilirler, hayatta kalma ve tür içgüdüleri ile besin, korku, öfke ve üreme. Hayvanlar, torus çekicisini izlerler, karışık davranış yapılarına ve bilgi işleme metotlarına sahiplerdir, birbirlerine ve yaşadıkları ekolojik çevreye bağımlılardır.

torus çekicisi

1. Yaklaşık 11.000 yıl önce, ilk cilalı taş devri insanı, yontma taş devrinin hayvan adamından evrildi. O zamandan beri garip çekicileri uysallaştırarak son sağ-sol simetrisinden kurtulma potansiyeline sahibiz.

İnsan hayatı evresi henüz çok yeni olduğu için, hala hayvanların sağ-sol simetrisi ile doğmamız şaşırtıcı değil. Gerçek insanlığa ulaşmak için çabalamamız gerekiyor. İnsan yüzünde simetri harici öğeler bulunmasına rağmen, sonuçta diğer hayvanlar gibi bu simetriyi taşıyoruz. Ancak yeni korteks yeteneklerimizle, dil ve sayı bilgilerimizle, bu son sınır haricinde kendimizi organize edebiliriz. Bu küresel ölçekte oluşmaya başlamış bir süreçtir. İnsan türü dijital kültüre doğru hareketleniyor. Bilginin kendisinden beslenmeyi öğreniyoruz, ekonomilerimiz tarımdan ve endüstriden bilgi iletişimine doğru taşınıyor.

garip çekici

      Anahtarlardan biri garip çekicileri yönetme şansının uygulamalarıdır. Bu yolla, doğduğumuz beyinleri, sağ ve sol yarı küreleri ile beraber kullanabiliriz. Sol yarı küre kozmosa dönüktür, yapısı dijital ve lineerdir. Sağ yarı küre kaosa dönüktür ve temeli fraktal ölçeğe, 9 numaraya dayanır. Hepsi sonuna kadar gelişmeye açık olmalı, farklı ve asimetrik şekilde ilerlemelidir. Sağ beyin de sol beyin kadar güçlü olduğunda, daha yüksek bir varlık yaratılacaktır – yeni bilgi seviyeleri işlenebilecek, ve varlığımıza kodlanacaktır. Yüksek bilinç garip çekicileri izler, Maldelbrot setiyle organize olur ve aynı zamanda müzik oktavları ve Tao sembolleriyle ilişkilendirilebilir.

Çoğumuz sağ-sol simetrisine bağlıyız, çünkü sol beynimiz sağ beynimize baskın durumda. Dikkatimizi kozmostan çekip, kaosa yöneltmeliyiz, bu sayede baskın sol beyinden, sağ beyin dengesine ulaşabiliriz. O zaman sağ beyin sol beynin taklitçisi olmaktan çıkıp, farklı ve benzersiz olacaktır. Yeni veriler alabiliriz, son simetri kaybolur ve iki asimetrik kısım yeni bir teklik oluşturabilir.

Sağ beyin garip çekicilerin hareketlerini kavrar. Bunu ilk fark ettiğimizde dünyanın öngörülemez türbülansını yaşıyorduk. Gelişimin daha yüksek bir evresine doğru kendimizi organize etme potansiyelimizi fark ettik. Kendimizin ve diğerlerinin iki yanıyla da iletişimli bütün bir varlık olarak sağ-sol hayvan simetrisini aştık. İki beynimizi de olabildiğince geliştirerek, asimetrik ve bağımsız bir varlığa ulaşmak için.

Kaosun ortasında kendi organizasyonumuzu kurmak için iç tutarlılığımızı geliştirmemiz gerekiyordu. Bir bilgi dalgasının içinde yüzerek, korku yerine anlayış duyarak. Hayvan insana sadece garip çekiciler gibi göründük. Yüzeyde, ve kısa vadede, hareketlerimiz tesadüfi ve çılgınca görünebilir ama zamanla zeka ve insan adamın güzelliği meydana çıkacak. İletişim çağının güzelliği parlayacak!

En yüksek seviye, yüksek insanın da ötesinde, ismin ve biçimin ötesindeki büyük teklik, varlığın gerçek konusu, eşzamanlılığa, aşka ve ışığa doğru, sonsuz harekete ve sonsuzluğa ulaşmak.

Boyutlara ve bilinç katmanlarına ilişkin 5 boyut:

4 Uyku Mineral Molekül
3 Rüya Bitki Atom
2 Yansıma Hayvan Elektron
1 Uyanma İnsan Foton
0 Farkındalık Tanrı Kuantum

Sıfır boyutu, farkındalık, 4 boyutun ve bilincin 4 evresinin entegrasyonunu mümkün kılar. İnsanın dördüncü boyuta girmesine ve garip çekicilerin fraktal güçlerine ulaşmasına izin verir.

Sol beyinden sağ beyine geçerek geçmişi, geçmiş gelişimi, evrenin başlangıcını, büyük birliği ve ilk ateş kuantumunun patlama gücünü tekrar yaşayabilirsiniz. Orijinal ilk kuantuma dönüş, kendi organizasyonunun kaynağına ulaşmaktır. Bu sayede tüm beyninize ulaşarak dördüncü boyutun fraktal kaosunda tutarlılığınızı sürdürmek için gereken gücü elde etmiş olursunuz. Bilgi dalgaları tarafından yönlendirileceğinize, bu dalgaları yönetmenin anahtarıdır.

Bütün bunlar size çok radikal ve çok yeni mi gözüküyor? Bilimsel bilgi yeni olsa da temel bilgiler antiktir. Çok eski bir aforizma, yüzyıl önce Alman filozof Schelling tarafından gündeme getirilmişti:

Tanrı minerallerde uyur,

Bitkilerde rüya görür,

Hayvanlarda düşünür,

Ve insanda uyanır...

 

Bilincin Fraktal Bağlantısı

Kaos I

Kaos II

 

 

yukarı

 

 

*Entropi: Fizikte, açıkça görünür düzensizliği anlatan terim. Düşük entropi "özel olarak düzenli" bir durumu, yüksek entropi ise daha az düzenli bir durumu anlatır. Evrende öteki sistemlerden yalıtılmış bir sistemin toplam entropisi artar ve böylece görünür herhangi bir düzenlemeye sahip durumda bir eyleme başlarsa, bu düzenleme zamanla aşınacak, görünürdeki özel nitelikleri yararsız "uyumlu" eylemlere dönüşecektir.

 

 

www.meditatifdans.com

e-mail: bilgi@meditativedance.com

 

 
 

 

Meditatif dans temelini bir his ve hareket konsantrasyonu olan Mevlevilerin dansından alıyor. Tasavvuf tarihine kısa bir bakış için tıklayın..

 

 

 

 

 

 

‘İnsanların en az bilgi sahibi oldukları şey kendi vücutları ve bu maalesef gerçek hislerine ve benliklerine de ne kadar uzak olduklarını gösterir. Vücut sırlarla ve sürprizlerle dolu bir evrendir’

                     Nephes

 

© Quote, 2004 -Web sitesi içeriği kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


DHTML Menu / JavaScript Menu -Created using OpenCube NavStudio Software.