|
“Duruşu düzeltmek en
büyük amacımız. Doğru duruşu yakaladığınızda, ki bu uzun süreli bir
amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi
yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu farkedersiniz. Bunun
sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın
doğru kullanımını temsil eder. Güçsüz bir sırt, insanı yok edecek sürece
sizi sokar. Somut görüntüsü, kireçlenme, ağrılar ve kaymalar; duygu
dünyasında ise güvensizliktir. Bu, başka birçok olumsuzluğun da
kaynağıdır.”
“Duruşu düzeltmek en
büyük amacımız. Doğru duruşu yakaladığınızda, ki bu uzun süreli bir
amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi
yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu farkedersiniz. Bunun
sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın
doğru kullanımını temsil eder. Güçsüz bir sırt, insanı yok edecek sürece
sizi sokar. Somut görüntüsü, kireçlenme, ağrılar ve kaymalar; duygu
dünyasında ise güvensizliktir. Bu, başka birçok olumsuzluğun da
kaynağıdır.”
Gerçekliğin tümü,
en küçük mikro kozmik atom-altı parçacıktan en geniş galaksi kümelerine
kadar, aynı temel yapıyı izliyor gibidir. Bu sayı ve boyutlara bağlı
fraktal bir yapıdır. Doğanın büyük resmine baktığımızda bilincin küçük
sistemler ya da varlıklardan; adım adım daha genişleyen ve karmaşıklaşan
bir bilince uzanan evrimini görürüz. Doğada tüm bilinçli varlıkları hep
daha genişleyen bir bilinç haline ve birleşik bir zeka sarmalına doğru
yükselten temel bir güdü var gibidir. Hepimiz, hep daha geniş ve bütünsel
bilinç alanlarına, daha geniş bilgi tabanlarına doğru ilerlemek için
doğuştan gelen bir ihtiyaç duyarız. Bu yönden, bilinçli varlıklar hep daha
büyük ölçeklere doğru genişleyen fraktallara benzer.
Bu yolda hepimiz aynı
temel modelleri izleriz, fakat her bir aşamada bazı özel farklılıklar
vardır. Bu farklılıklar çeşitliliği yaratır ve bu, eğer bunların altında
yatan paternleri, temel kuralları bilmiyorsak, bizi kafa karıştırıcı bir
kaosa, fazlaca bir bilgi yüküne sürükleyebilir. Ama eğer ne aramanız
gerektiğini, temel fraktal yapıları biliyorsanız, milyonlarca ağacın
ötesine doğru bakabilir ve ormanı – doğanın sonsuz çeşitliliğinin
ardındaki bütünlüğü- görmeye başlayabilirsiniz.
Bu büyük resme
baktığınızda, evrimin genel anlamda tüm bilinçli fraktalların doğasında
var olan 8 temel yapıyı takip ettiğini görebilirsiniz:
3 alan ve 4 işlev,
artı farkındalık. Doğada bu kozmosun 3 ölçeğine (mikro
kozmos, mezo kozmos
ve makro kozmos) ve 5 boyuta (bilincin altında yatan farkındalığı
temsil eden birinci boyut, ikinci, üçüncü ve dördüncü boyutlar) işaret eder.
Mikrokozmos
Mezokozmos Makrokozmos
Enerji
Bilgi Kütle
Uzay
Sayı Zaman
|
0 |
Kuantum |
Tanrı |
Evren |
|
1 |
Foton |
İnsan |
Galaksi |
|
2 |
Elektron |
Hayvan |
Güneş |
|
3 |
Atom |
Bitki |
Dünya |
|
4 |
Molekül |
Mineral |
Ay |
“Duruşu düzeltmek en
büyük amacımız. Doğru duruşu yakaladığınızda, ki bu uzun süreli bir
amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi
yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu farkedersiniz. Bunun
sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın
doğru kullanımını temsil eder. Güçsüz bir sırt, insanı yok edecek sürece
sizi sokar. Somut görüntüsü, kireçlenme, ağrılar ve kaymalar; duygu
dünyasında ise güvensizliktir. Bu, başka birçok olumsuzluğun da
kaynağıdır.”

Bu genel evrim
kavramını daha iyi anlamak için öncelikle ilk sütundaki, sonra son
sütundaki, daha sonra da orta sütundaki kavramlar hakkında düşünün. İlk
sütundaki kavramlar uzaya aittir. Son sütundakiler ise zamana ait –geçici-
kavramlardır. Bunların her ikisi de yaratılışın azalan ışınları şeklinde
aşağıya doğru gider. Ortadakiler ise negatif
entropinin* artan ışınlarıdır.
İlk sütundaki yaratılışın uzaysal ışını, temelde elektromanyetizma
tarafından kontrol edilen azalan enerjinin birleşimini mikro kozmik ölçekte
gösterir. Enerji madde ile daha çok iç içe girmekte ve öz-kişilik kendini
hep daha geniş ve daha sınırlı sistemlerde ifade etmektedir. Sıfır
boyutundan dördüncü boyuta doğru ilerlediğimizde, enerji katı maddenin
karakteristik özelliklerini alarak, daha simetrik, küçülmüş ve tahmin
edilebilir hale gelir. Mikro kozmik dünya anlaşılamaz ölçüde küçüktür ve
onu yalnızca insan mikroskop yardımı ile görebilir, görebildiği ölçüde
tabii.
Sağdaki, yaratılışın
zamansal ışını, aşağıya doğru inerek, temelde yer çekimi tarafından
kontrol edilen maddenin bağımlılığını ve birbirine bağlılığını gösterir.
Makro kozmos, insandan çok çok daha büyük
ölçekler içindir. Ortadaki
mezo kozmik sütun
ise mikro kozmos ve
makro kozmosa uzanan
yükselen ışındır. Artan karmaşıklıktaki kişilik düzenlemelerine ve azalan
simetriye sahip yaşam formlarının evrimini gösterir. Bilgi; sayı ve kelime
ile ilgilidir.
Mezo kozmos, insan dünyasına eşit ölçekte bir büyüklüğe
sahiptir.

Soldaki uzaysal
kavramların başlangıcı olan hareketin kuantumu sonsuz bir potansiyele ve
enerjiye sahiptir, fakat bir uzanımı yoktur. Enerjinin forma dönüşümündeki
ilk aşama, yaklaşık bir milyar elektron volt enerji taşıyan
Foton’dur.
Foton, önceden tahmin edilmesi imkansız herhangi bir noktaya doğru seyahat
edebilir; hızı saniyede 186.000 mile eşit olan ışığın hızıyla ifade
edilir. Fotonun sadece tek bir türü vardır; birim dönüşe sahiptir ve yükü
yoktur.
İkinci adım
elektronlardır. Elektronlar, karşıt dönüşlerle ve diğer nükleer
partiküllerle çiftler oluştururlar. Bir elektronun konumunun tam olarak
tahmin edilememesine rağmen –elektron bir atomun içine sıkışmış olsa dahi-
seyahat ettikleri yönler atomların kabukları ve nükleer partiküller
arasındaki ilişki ile sınırlanmıştır. Nükleer partiküller yarı dönüşe
sahiptir ve artı eksi ya da nötr yükleri vardır. Nükleer partiküller,
Fotona göre daha çok simetriye ve daha az özgürlüğe sahiptir.
Üçüncü adım atomdur.
Atomun bir çekirdeği ve 7 kabuğu vardır. (Bilincin ve farkındalığın 7
biçimini, 7 çakrayı hatırlayalım. Hidrojen atomu yaklaşık 10 elektron volt
enerji taşır. Farklı kimyasal özelliklere sahip yaklaşık 100 tür atom
vardır. Atomlar, nükleer partiküllere göre daha çok simetri ve daha az
özgürlüğe sahiptir.
Dönüşümün son halkası
olan Molekül, 1/25 elektron volt enerjiye sahiptir ve 3 ayrı formda
olabilir: metal, tuz ve kristal. Toplam bir simetrisi vardır, fakat
sayısız çeşitlilikte ve pek çok farklı özelliktedir.
Moleküler seviye,
yaşamın oluştuğu ve geriye daha az simetri ve daha çok özgürlüğe doğru
ilerleyen evrimsel bir seyahatin başladığı bir dönüm noktasıdır. Peki bu
maddeleşme sürecini ve ardından da yaşamı başlatan enerji nereden geliyor?
Brahman'ın nefesi
Maddi evrenin
başlangıcına dair geçerli bilimsel anlayış ‘Big Bang’ teorisi olarak
adlandırılır. Bu ‘bilim mitinin’,modern kültürün baskın inanç sisteminin
yaratılış hikayesidir. Büyük patlama kozmolojisi ‘Brahman’ın nefesi’
olarak bilinen Hindu yaratılış efsanesi ile neredeyse aynıdır. Büyük
patlama teorisine göre şu anki uzay zaman evreni 15 milyar yıl önce
meydana gelen büyük patlama ile yaratıldı. O zaman evrenin tümü, tüm madde
ve enerji ‘büyük teklik’ denilen toplam bir düzen ve simetri içinde bir
arada bulunuyordu. Daha sonra evren büyük patlama ya da Brahman’ın nefesi
ile yayıldı ve hepsi birbirinden ayrı hareketlerine başladı ve yönler ile
zaman ortaya çıktı. ‘Büyük teklik’ kırılmaya başladı. Uzay ve farklı
elementler oluştu. Bu ilk nefesle aritmetik dağılımın karşı ritimleri ve
geometrik küçülmeler başlamış oldu.
Biz hala galaksilerin
ışık hızıyla birbirinden uzaklaştığı evrenin genişlemesinin ilk
devirlerindeyiz. Brahmanın nefesini yaşıyoruz. Genişleme, aritmetik
elektromanyetik büyüme ile gerçekleşiyor. Aynı zamanda yer çekiminin
geometrik büyümesi ile büzülme gücü de artıyor.
Kainat
genişlemeye devam ettiği sürece milyarlarca galaksi oluştu ve oluşmaya
devam ediyor. Her galakside milyarlarca yıldız oluştu. Böyle bir galaktik
kolda, Samanyolu üzerinde bizim yıldızımız güneş bulunur. Yıldızların
etrafında gezegenler vardır ve yıldızlarının etrafında hareket ederler.
Güneşimizden üçüncü uzaklıktaki gezegen dünyamızdır. Çoğu gezegenin kendi
etrafında dönen uyduları bulunur. Dünya etrafında dönen tek uydu aydır. Bu
makro kozmik genişleme süreci trilyonlarca yıldır, ve milyarlarca
galaksinin, yıldızın ve gezegenin oluşmasıyla sonuçlanır.
Neticede çekimsel
küçülme gücü elektromanyetik genişleme ile eşit olacaktır, evren
ulaşabileceği maksimum büyüklüğe ulaştığında, yeni galaksilerin,
yıldızların ve gezegenlerin yaratım süreci bir sona gelecektir. Denge
noktası, kozmik nefesin üflenme ve çekilmesi arasındaki duraklamadır.
Bundan sonra geometrik güç aritmetik olanı geçecek, yön geri dönecek,
evren küçülmeye başlayacaktır; bu Brahman’ın nefes almaya başlamasıdır.
Tüm evren tek bir noktaya dönene kadar çekilecek, tüm enerji ve madde
birleşecek, büyük frekanslı kara delikler ortaya çıkacak, ve tüm uzay
zamanı içine çekecek tek bir kara deliğe dönüşecektir. Bu, son Omega noktasıdır. Sonunda Brahman’ın
nefesiyle tekrar büyük patlamaya dönüşebilir ve yeni bir evren oluşabilir.
Fraktal oluşuma göre bu yeni evren bazı temel formları tekrarlayacak, ama
sonunda yeni ve özel çeşitliliklere ulaşacaktır.
Mikro kozmos ve
makro kozmos nedenleri oluşturmazlar, ancak gelişimin parametreleridirler.
İnsanın mikro kozmos ve makro kozmos arasındaki dünyasına -mezo kozmos-
adı verilir. Bu, bilginin ve sayının dijital alanıdır. Burada, yaşayan
bilinçliliğin, karışık kendi olma organizasyonunun daha yüksek
derecelerine evrildiğini, bunu yaparken daha yüksek ve karışık bilgi
sistemleri kullandığını görürüz. Mineral dünyadan başlayarak, bitkiye,
hayvana, insana ve Büyük Tekliğe, evrenin konusuna, tanrıya – temel sona
ulaşılır. Bunlar birey olmaya ulaşan bilincin artan birleşiminin
evreleridir. Bu evreler enerjinin boyutlara göre oluşumuna paraleldir.
Organize olma
becerisi, bilgi ve verileri yorumlayabilme yeteneği, bilinçli varlığın
kendi içindedir. Bu, kendi olma organizasyonu diye adlandırılır. Bu
doğuştan yetenek önceden belirlenmemiş olmasına rağmen, gelişimi
4 kaotik
çekiciden
birinin paternlerini izlemektedir.
-
nokta çekici –
kristal
-
yuvarlak çekici –
bitki
-
torus çekici –
hayvan
-
garip çekici –
insan

4 çekici, kaosun
kozmosunu yaratır; tanrı hepsinin temeli ve amacıdır. Moleküler evreden
sonraki kuantum, tanrının parselidir, bundan sonra ayrı organize olmuş
varlık mezo kozmik seviyede enkarne olur. Bu durumda hepimiz bilgiyiz,
verilerin akıllı parçalarıyız ve siber uzayın içinde ve dışında defalarca
organize oluyoruz!
Yaşam formları
evrenin yaratılışı sürdükçe ve bilgi toplama izin verdikçe daha büyük
sistemlerle tutarlılık sağlayacak şekilde gelişmeye devam eder. Her evrede
simetrinin bir yönü yitirilir ve bir derece fazla özgürlük kazanılır.
4.
Kristal tamamlanmış bir simetriye
sahiptir. Nokta çekiciler, inorganik moleküllerin organik moleküller gibi
organize olması için enerjiye izin verir ve cansız moleküllerin ve
enerjilerin mikro kozmosundan, yaşayan kristallerin mezo kozmosuna bir köprü
atılır. Canlı ve cansız kristaller ile birlikte her şey tek bir noktaya
çekilir ve mükemmel bir düzenle dizilirler. Moleküller (aşağı/yukarı,
sağ/sol, ön/arka) mükemmel simetrik diziyi oluştururlar. Mikrokozmik
geometrik yapı; ay, ürettiği hava ve maddenin 4 hali, katı, sıvı, gaz ve
ateş ile dengelenirler. Kristal evrede, daha sonraki yaşam formlarını
kontrol eden hayati bir kod bulunur; DNA/RNA hayat yapısı. Hayat, amino
asitlerin kristal yapılarını kullanarak hücre bölünmeleri ile çoğalır.
Yaşam formlarının hayati bilgilerini korur ve bilgiyi daha sonraki
nesillere aktarır.
3.
Bitki; bir simetriyi, aşağı/yukarı
simetrisini yitirir. Yuvarlak çekiciler, basit kristalimsi yaşam
formlarının daha fazla özgürlük için daha yüksek bir bilinç seviyesinde
organize olmalarını sağlarlar. Artık bitkinin sadece ön ve arka, sağ ve
sol eksenlerinde simetri kalmıştır. Buna silindirik simetri denir. Ağaçlar
fotosentez yoluyla enerjilerini doğrudan güneşten alırlar.
yuvarlak
çekici
2.
Gelişim merdivenindeki bir sonraki basamak torus çekicileri ile hayvandır.
Hayvan
kendini bir simetriden daha kurtarmış, besin ve dışkı yoluyla ön ve arka
simetrilerinden bağımsızlık kazanmıştır. Ancak sağ ve sol simetrileri
simetrik kalmıştır. Bu tek eksenli iki yönlü simetridir. Hayvanlar,
bitkilerden ve birbirlerinden beslenir, ve dört güdüyle kontrol edilirler,
hayatta kalma ve tür içgüdüleri ile besin, korku, öfke ve üreme.
Hayvanlar, torus çekicisini izlerler, karışık davranış yapılarına ve bilgi
işleme metotlarına sahiplerdir, birbirlerine ve yaşadıkları ekolojik
çevreye bağımlılardır.
torus
çekicisi
1. Yaklaşık 11.000 yıl önce, ilk cilalı taş
devri insanı, yontma taş devrinin hayvan adamından evrildi. O zamandan
beri garip çekicileri uysallaştırarak son sağ-sol simetrisinden kurtulma
potansiyeline sahibiz.
İnsan
hayatı evresi henüz çok yeni olduğu için, hala hayvanların sağ-sol
simetrisi ile doğmamız şaşırtıcı değil. Gerçek insanlığa ulaşmak için
çabalamamız gerekiyor. İnsan yüzünde simetri harici öğeler bulunmasına
rağmen, sonuçta diğer hayvanlar gibi bu simetriyi taşıyoruz. Ancak yeni korteks
yeteneklerimizle, dil ve sayı bilgilerimizle, bu son sınır haricinde
kendimizi organize edebiliriz. Bu küresel ölçekte oluşmaya başlamış bir
süreçtir. İnsan türü dijital kültüre doğru hareketleniyor. Bilginin
kendisinden beslenmeyi öğreniyoruz, ekonomilerimiz tarımdan ve endüstriden
bilgi iletişimine doğru taşınıyor.
garip
çekici
Anahtarlardan biri garip çekicileri yönetme şansının uygulamalarıdır. Bu
yolla, doğduğumuz beyinleri, sağ ve sol yarı küreleri ile beraber
kullanabiliriz.
Sol yarı küre kozmosa dönüktür, yapısı dijital ve
lineerdir.
Sağ yarı küre kaosa dönüktür ve temeli fraktal ölçeğe, 9
numaraya dayanır. Hepsi sonuna kadar gelişmeye açık olmalı, farklı ve
asimetrik şekilde ilerlemelidir. Sağ beyin de sol beyin kadar güçlü
olduğunda, daha yüksek bir varlık yaratılacaktır – yeni bilgi seviyeleri
işlenebilecek, ve varlığımıza kodlanacaktır. Yüksek bilinç garip
çekicileri izler, Maldelbrot setiyle organize olur ve aynı zamanda müzik
oktavları ve Tao sembolleriyle ilişkilendirilebilir.
Çoğumuz
sağ-sol
simetrisine
bağlıyız, çünkü sol beynimiz sağ beynimize baskın durumda. Dikkatimizi
kozmostan çekip, kaosa yöneltmeliyiz, bu sayede baskın sol beyinden, sağ
beyin dengesine ulaşabiliriz. O zaman sağ beyin sol beynin taklitçisi
olmaktan çıkıp, farklı ve benzersiz olacaktır. Yeni veriler alabiliriz,
son simetri kaybolur ve iki asimetrik kısım yeni bir teklik oluşturabilir.
Sağ beyin garip
çekicilerin hareketlerini kavrar. Bunu ilk fark ettiğimizde dünyanın
öngörülemez türbülansını yaşıyorduk. Gelişimin daha yüksek bir evresine
doğru kendimizi organize etme potansiyelimizi fark ettik. Kendimizin ve
diğerlerinin iki yanıyla da iletişimli bütün bir varlık olarak sağ-sol
hayvan simetrisini aştık. İki beynimizi de olabildiğince geliştirerek,
asimetrik ve bağımsız bir varlığa ulaşmak için.
Kaosun ortasında
kendi organizasyonumuzu kurmak için iç tutarlılığımızı geliştirmemiz
gerekiyordu. Bir bilgi dalgasının içinde yüzerek, korku yerine anlayış
duyarak. Hayvan insana sadece garip çekiciler gibi göründük. Yüzeyde, ve
kısa vadede, hareketlerimiz tesadüfi ve çılgınca görünebilir ama zamanla
zeka ve insan adamın güzelliği meydana çıkacak. İletişim çağının güzelliği
parlayacak!
En yüksek seviye,
yüksek insanın da ötesinde, ismin ve biçimin ötesindeki büyük teklik,
varlığın gerçek konusu, eşzamanlılığa, aşka ve ışığa doğru, sonsuz
harekete ve sonsuzluğa ulaşmak.
Boyutlara ve bilinç
katmanlarına ilişkin 5 boyut:
|
4 |
Uyku |
Mineral |
Molekül |
|
3 |
Rüya |
Bitki |
Atom |
|
2 |
Yansıma |
Hayvan |
Elektron |
|
1 |
Uyanma |
İnsan |
Foton |
|
0 |
Farkındalık |
Tanrı |
Kuantum |
Sıfır boyutu,
farkındalık, 4 boyutun ve bilincin 4 evresinin entegrasyonunu mümkün
kılar. İnsanın dördüncü boyuta girmesine ve garip çekicilerin fraktal
güçlerine ulaşmasına izin verir.
Sol beyinden sağ
beyine geçerek geçmişi, geçmiş gelişimi, evrenin başlangıcını, büyük
birliği ve ilk ateş kuantumunun patlama gücünü tekrar yaşayabilirsiniz.
Orijinal ilk kuantuma dönüş, kendi organizasyonunun kaynağına ulaşmaktır.
Bu sayede tüm beyninize ulaşarak dördüncü boyutun fraktal kaosunda
tutarlılığınızı sürdürmek için gereken gücü elde etmiş olursunuz. Bilgi
dalgaları tarafından yönlendirileceğinize, bu dalgaları yönetmenin
anahtarıdır.
Bütün bunlar size çok
radikal ve çok yeni mi gözüküyor? Bilimsel bilgi yeni olsa da temel
bilgiler antiktir. Çok eski bir aforizma, yüzyıl önce Alman filozof
Schelling tarafından gündeme getirilmişti:
Tanrı minerallerde
uyur,
Bitkilerde rüya
görür,
Hayvanlarda
düşünür,
Ve insanda uyanır...
Bilincin Fraktal
Bağlantısı
Kaos I
Kaos II
yukarı
*Entropi:
Fizikte, açıkça görünür düzensizliği anlatan terim. Düşük entropi "özel olarak
düzenli" bir durumu, yüksek entropi ise daha az düzenli bir durumu anlatır.
Evrende öteki sistemlerden yalıtılmış bir sistemin toplam entropisi artar ve
böylece görünür herhangi bir düzenlemeye sahip durumda bir eyleme başlarsa, bu
düzenleme zamanla aşınacak, görünürdeki özel nitelikleri yararsız "uyumlu"
eylemlere dönüşecektir.
www.meditatifdans.com
e-mail: bilgi@meditativedance.com
|