|
“Duruşu düzeltmek en
büyük amacımız. Doğru duruşu yakaladığınızda, ki bu uzun süreli bir
amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi
yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu farkedersiniz. Bunun
sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın
doğru kullanımını temsil eder. Güçsüz bir sırt, insanı yok edecek sürece
sizi sokar. Somut görüntüsü, kireçlenme, ağrılar ve kaymalar; duygu
dünyasında ise güvensizliktir. Bu, başka birçok olumsuzluğun da
kaynağıdır.”
“Duruşu düzeltmek en
büyük amacımız. Doğru duruşu yakaladığınızda, ki bu uzun süreli bir
amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi
yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu farkedersiniz. Bunun
sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın
doğru kullanımını temsil eder. Güçsüz bir sırt, insanı yok edecek sürece
sizi sokar. Somut görüntüsü, kireçlenme, ağrılar ve kaymalar; duygu
dünyasında ise güvensizliktir. Bu, başka birçok olumsuzluğun da
kaynağıdır.”
DUYGUSAL
ZEKA
Bulguların en rahatsız edici olanı, aileler ve öğretmenlerle yapılan
araştırmaların sonucunda ortaya çıkan dünya çapında yaygın bir eğilimdir.
Bu da, şimdiki kuşağın bir öncekine oranla duygusal açıdan daha fazla
zorluk çektiği, daha yalnız ve depresif, daha kızgın ve asi, daha sinirli
ve kaygıya yatkın, daha fevri ve saldırgan olmasıyla ilgilidir.
Eğer bir çözüm varsa, bunun gençlerimizi hayata hazırlama tarzımızda
yattığını sanıyorum. Günümüzde çocuklarımızın duygusal eğitimini şansa
bırakıyoruz. Ve bunun sonuçları çok yıkıcı olabiliyor. Çözümlerden biri,
aklı ve kalbi birleştirerek nasıl eğitim alınabileceğine dair bir vizyon
geliştirmektir. Yolculuğumuz duygusal zekanın temellerini, çocuklara
vermeyi amaçlayan yenilikçi sınıflardır.
Daniel Goleman, hemen ardından soruyor: Biz çocuklarımızın hayatın
üstesinden daha iyi gelebilmeleri için neyi değiştirebiliriz? Sözgelimi
yüksek IQ’lu birinin çuvallamasında ve vasat IQ’lu bir diğerinin
şaşırtıcı derecede başarılı olmasında acaba hangi etkenler rol oynuyor?
Ve
sorusunu cevaplıyor: Bu fark duygusal zeka denen yeteneklerde yatıyor ve özdenetim, azim, sebat ve kendi kendini harekete geçirebilmeyi kapsıyor.
Bunlar öğretilebilir ve bu sayede genetik piyangoda kişiye çıkan
entelektüel potansiyeli daha iyi kullanabilme şansı elde edilir.
Bencillik ve şiddet toplumsal hayatın güzelliklerini bozmaya başlar.
Duygusal zekanın önemi, duyarlılık, kişilik, ahlaki güdüler arasındaki
bağlantıya dayanır. Bulgular, hayattaki etik tavrın temelindeki duygusal
yetilerin bir ürünü olduğunu gösteriyor. Dürtü, duygunun ifade ortamıdır;
tüm dürtülerin özü kendini bir eylemle ifade etmek isteyen hislerdir. Dürtü kontrolü, irade ve kişiliğin özüdür.
Genetik mirasımız her birimize mizacımızı belirleyen bir dizi duygusal
kıstas bağışlamıştır. Ancak beyin devreleri esnektir; mizaç, kader
değildir. Duygusal zekanın temelinde, çocukken evde ya da okulda öğrendiğimiz duygusal derslerin duygu devrelerini şekillendirerek bizi
daha yeterli ya da yetersiz kılması yatar. Bu, çocukluk ve ergenliğin
yaşam boyu varlığını hissedeceğimiz temel duygusal alışkanlıkların
oluşmasında kritik dönemler olduğu anlamına gelir.
Goleman, yetişme dönemi içinde duygusal dünyayla başa çıkmayı
beceremeyenleri bekleyen tehlikeleri araştırıyor. Duygusal zekadaki
eksikliklerin, depresyon ya da şiddet dolu bir hayattan, yeme
bozukluklarına ve bağımlılıklara uzanan bir yelpazedeki riskleri nasıl
artırdığını gösteriyor. Goleman’a göre, çözümlerden biri, öğrencilerin
bir bütün olarak, aklı ve kalbi birleştirerek nasıl eğitilebileceğine
dair bir vizyon geliştirmektir.
Tutkularımız; düşüncelerimizi, değerlerimizi, yaşam mücadelemizi
yönlendirir ve iyi kullanıldığında bir bilgelik içerirler. Ancak
kolayca yoldan çıkabilirler, çoğu zaman olan da budur. Aristo’nun da
gözlemlediği gibi, sorun duygusallıkta değil, duyguların ve ifadelerinin
uygunluğundadır.
Goleman’a göre sorulması gereken şudur: duygularımızı, akılla nasıl
birleştirebiliriz?
"Kişi
gerçeği kalbiyle görür; esas olan gözle görülmeyendir. "
Antoine De Saint-Exupery, Küçük
Prens
Gardner’ın 1983 tarihli önemli kitabı ‘Frames of Mind’, IQ görüşüne karşı
bir bildiri niteliğindeydi ve hayatta başarılı olmak için tek tip zekanın
şart olmadığı, yedi temel çeşitlemesi olan geniş bir yetenekler
yelpazesi bulunduğunu söylüyordu. Gardner’ın listesi sözsel ve
matematiksel-mantıksal yatkınlık olmak üzere iki standart akademik zeka türünün yanı sıra, olağanüstü ressam ve mimarlarda görülen uzamsal
kavrama kapasitesini; Martha Graham gibi dansçılarda olduğu gibi fiziksel
akıcılık ve zarafette kendini gösteren kinestetik dehayı veya Mozart gibi müzikal yetenekleri de kapsıyor. Bu listeyi tamamlamak için Gardner’ın kişisel zekalar diye tanımladığı zekanın iki yönünü
kullanabiliriz. Carl Rogers gibi büyük terapistlerde ya da Martin Luther
King gibi dünya liderlerinde bulunan kişiler arası ilişki
becerileri; bir de Sigmund Freud’un dahice sezgilerinde ortaya çıkan
veya daha yalın şekliyle bir kişinin hayatını gerçek hisleri
doğrultusunda yaşamaktan aldığı hazda görülen türden psişik yetenekler...
Meditatif Dans
Doğu ve
Batının, Akıl ve Duygunun Buluşum Harmonisi
Meditatif dans zihnimizdeki akıl-duygu temel ikiliğini, beynin sağ ve
sol yarıküreleriyle açıklar. Zincirleme zeka ve sezgisel akıl diye
adlandırılan bu ikilik, ezeli çelişkilerimizin kaynağı olduğu kadar
bizi oluşturan birleşenlerimizdir.
Meditatif dans matematiksel, sözel, harekete ilişkin ya da sanatsal
yeteneklerimizin bütünleştirilerek geliştirilmesini savunur.
Uzak Doğu felsefesinden Yunan mitolojisine, dini sistemlerden bilimsel
paradigmalara uzanan yolculuğunda meditatif dans, düşsel ve düşünsel keşif
tadında, insanı beden-zihin ilişkisi içinde kendisinin keşfine ulaştırır.
Beden- Zihin ilişkisi “Düşün ve Gerçekleştir” şeklindeki temel insan
formulasyonuna dayanır. Tarihsel verilerin izni ölçüsünde çizebileceğimiz
en büyük daireye ulaşmamızı ve bu bütünsellik içinde sarsılmaz bir
tutarlılık kurmamızı amaçlar.
Tarihte sezgilerin patlama noktasının zihin-beden ilişkisine uzanımı Yoga
ve Meditasyondur. Aklın patlama çağında Aydınlanma Düşüncesinin bedene
ulaşması Klasik Bale ve devamında Modern Dans ile olmuştur.
Her
beden genetik mirası ile birlikte bu keşifleri tecrübe etmeye hazırdır.
Günlük hayatımıza bu keşiflerin etkisi Klasik Bale ile yaşanan vücut
kombinasyonları sonucunda
artan akıl-vücut koordinasyonu, gelişen beden dili, toplumsal hayattaki
estetik sunumlar, Modern Dans ile birlikte hissedilen uyum becerileri
olarak sayılabilir.
Batı teknikleri, bir birey olarak insanın yeteneklerini azami olarak
artırmasına dönüktür. Toplumsal hayatın kuralları, iç dünyamızın
gidişinden, hedeflerinden ve güç kaynaklarından tamamen farklıdır.
Toplumsal ilişkileri kurma ve geliştirme ve bütün bunların iç dünyamızdaki
yorumları meditatif dansın araştırma konularındandır.
Tutarlılık oluşumunda herhangi bir sorun iç ve dış dünyamızın dengesinde
onarılmaz yaralar açar. Mevlana’nın dediği gibi kişinin iç çatışmaları
dinmeden, dünya yüzündeki savaşları durdurabilmek olanaksızdır.
ø ø ø
Varoluş ile ilgili sorulara verilen en keskin ve derin yanıtlar Doğu’dan
gelmiştir. Onlara her döndüğümüzde onlar bize doğayı işaret edecektir.
Kaçmayın, derler. Bu, sizin doğanız..
Durağanlıktaki bilinç anahtarlarını doğuda saklar. Bilincin hareketi
Tasavvuftadır. Ve hareketin bilinci ise batı kapılarından girmenizi
bekler.
Bu
çağ karışımın çağı; vizyonlar tek tek ve tekrar tekrar süzülemez artık
bilincimize. Çünkü elektronik, bir vizyon girdabına sokar bizi.
Yetişme çağında bir insan, kendi bilincinde olmasa da, ona ceninken
verilen vaadi arar. Hani bir sevgi denizi vardı der. İçinde beraber
yüzeceğimiz.
Dünya artık toplayabildiği, inceleyebildiği büyük bir tarihe sahip. Artık
dünyada tanınmayan, bilinmeyen kör kuyular yok. Artık bir ‘biz’ var. Hep
beraber peşinde koşabileceğimiz yitik ama dev boyutlu bir soru var.
Yeni nesil sıralanmak, zincir gibi dizilmek, elenmek ve yenilmek
istemiyor. Kendi yenebilecek olsa da, bir başkasının yıkımının üzerine
zafer kurmak istemiyor.
Yeni nesil, o eski insanlık düşlerine
çıkan yolun izini buldu..
yukarı
www.meditatifdans.com
e-mail: bilgi@meditativedance.com
|