Meditatif dans | İletişim | Dersler | Basın Odası | Quote
    Duruşu düzeltmek en büyük amacımız. Doğru duruşu yakaladığınızda, ki bu uzun süreli bir amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu farkedersiniz. Bunun sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın doğru kullanımını temsil eder. Güçsüz bir sırt,  insanı yok edecek  sürece sizi sokar. Somut görüntüsü, kireçlenme, ağrılar ve kaymalar; duygu dünyasında ise güvensizliktir. Bu, başka birçok olumsuzluğun da kaynağıdır.”

Duruşu düzeltmek en büyük amacımız. Doğru duruşu yakaladığınızda, ki bu uzun süreli bir amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu farkedersiniz. Bunun sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın doğru kullanımını temsil eder. Güçsüz bir sırt,  insanı yok edecek  sürece sizi sokar. Somut görüntüsü, kireçlenme, ağrılar ve kaymalar; duygu dünyasında ise güvensizliktir. Bu, başka birçok olumsuzluğun da kaynağıdır.”

 

Bilgiye Yön Verenler

 

BUDDHA

   

Ders yerleri ve saatlerini öğrenmek  için tıklayın..

 
 

 

E-mail listemize katılın, etkinliklerimizden ilk siz haberdar olun.. tıkla

Bu benim belki de yıllardır yaptığım en güzel şey... Tuhaf ve uçsuz bucaksız bir derinlikle bağ kurmuş olduğumu hissediyorum. Burada gördüğüm çeşitlilik, iyi niyet ve gelişim için duyulan istek inanılmaz..." Devamı

 
Duruşu düzeltmek en büyük amacımız. Doğru duruşu yakaladığınızda, ki bu uzun süreli bir amaçtır, her şeye karşı doğru durmaya başladığınızı, kendi çizginizi yakaladığınızı, tutarlılığınızı oluşturduğunuzu farkedersiniz. Bunun sağladığı güven önünüzde hiçbir engel bırakmaz. Sırt, güç ve hafızanın doğru kullanımını temsil eder. Güçsüz bir sırt,  insanı yok edecek  sürece sizi sokar. Somut görüntüsü, kireçlenme, ağrılar ve kaymalar; duygu dünyasında ise güvensizliktir. Bu, başka birçok olumsuzluğun da kaynağıdır.”

Buda - Şakya kabilesinin bilgesi (Şakyamuni)

            Siddhartha Gautama’nın aydınlanmaya ya da uyanışa erdikten sonraki adı.

 

Buda’nın yaşamı

 

Buda’nın yaşamına ilişkin hiçbir kesin tarih ve olay yoktur. Bu konuda vinaya ve sutta- pitakalar’daki dağınık bazı özyaşamsal veriler dışında, günümüze en yakın kaynak, Budist şair Aşvaghosa’nın buddha-carita’sıdır. (“Buda’nın yaşamı”, İ.S. I. yy.).

 

Çeşitli geleneksel kaynaklarda Gautama (Buda)’nın yaklaşık İ.Ö. 560-480 arasında yaşadığı belirtilir. Gautama, Himalayalar’ın eteklerindeki Lumbini ormanında doğdu. Babası Şuddhodana, Kapilavastu kentinin yöneticisiydi. Annesi Maha Maya, çocuğun doğumundan yedi gün sonra öldü. Gautama, sorunsuz bir çocukluk ve gençlik çağının ardından evlendi ve bir çocuğu oldu. Ama, çevresindeki acılardan etkilenerek 29 yaşında ailesini bıraktı ve çok sıkı bir çileye girdi.

 

Ne var ki, bu deneyden hiçbir manevi yarar elde edemedi. 523 mayıs ayında (Vesaha) bir dolunay günü Ganj’ın kollarından biri olan Nerancara’nın yakınındaki Uruvela’da bodhi ağacının dibinde oturmuş ve derin bir murakabeye dalmışken birdenbire aydınlandı, “Buda” oldu ve varolanların yasası anlamına gelen dharma’yı çevresindekilere açıklamaya başladı. ‘Dharma çarkının döndürülmesi üstüne söylev’ diye adlandırılan ilk konuşmasını Benares dolaylarındaki Mrigadaya denilen ormanda yaptı.

 

" Buda'nın çileci arkadaşları «Siz ki perhizi bozup nefsinizin isteklerine yenik düştünüz, nasıl olurda tam ve aşılmaz aydınlanmaya ulaşmış, en yüce gerçeğe ermiş olabilirsiniz?» diye sormuşlar.

 

Buda çilecilere, «iki aşırı tutum vardır, birincisi kendini isteklere, tutkulara hiç direnç göstermeden kapıp koyuvermek, yalnızca nefis hazlarının peşinde koşmak; ikincisi kendine gereksiz yere acı vermek, çilelere katlanmak, boşu boşuna nefsini körletmektir.» demiş. Sonra «Bir de benim bulduğum bu iki aşırı tutumun ortasındaki yol vardır. Ancak bu yoldan gidilirse insanın gözleri açılabilir, anlayışa ve dinginliğe, iç suskunluğa, iç görüye, gerçeklerin kavranmasına erişilebilir, Nirvana'ya götüren yol, işte bu orta yoldur, ben de bu yoldan yürüyerek tam ve aşılmaz aydınlanmaya eriştim.» diye eklemiş. Sözünü şöyle sürdürmüş:

 

«Bu yol, sekiz basamaklı yüce yoldur.. Sekiz basamağıysa: tam görüş; tam anlayış; doğru sözlülük; tam davranış; doğru yaşam biçimi; tam çaba, tam uygulama; tam bilinçlilik; tam uyanıklıktır.»

 

«Kardeşlerim yaşamdaki en temel gerçek ıstıraptır (dukkha); doğum ıstırapla olur; yaşlanma ıstıraptır; hastalık, ölüm ıstıraptır; istemediğimiz, tiksindiğimiz şeylerden kurtulamamak, sevdiğimiz, istediğimiz şeylere sahip olamamam ya da onları yitirmek ıstıraptır. Kısacası benliğimizi, bireyliğimizi oluşturan beş kümede toplayabileceğimiz, yaşama dört elle sarılmamızın nedenleri ıstıraptır.

 

«Istırabın kaynağıysa insanı bir doğumdan ötekine sürükleyen istekler ve tutkulardır. Bu isteklerin, tutkuların peşinde gidenler bazen şunda, bazen bunda nefis hazlarında doyum ararlar, yaşama, kalıcı olmayan şeylere dört elle sarılmaksa duyumsuzluktan başka bir şey getirmez insana. «Kardeşlerim ıstıraptan kurtulmanın yoluysa istekleri, tutkuları yok etmektir. Ta ki insanın içinde hiç bir istek, hiç bir tutkuya yer kalmasın. Bu amaca götüren yola gelince bu yol sekiz basamaklı yüce yoldur. Bunlar da tam görüş; tam anlayış; doğru sözlülük; tam davranış; doğru yaşam biçimi; tam çaba, tam uygulama; tam bilinçlilik; tam uyanıklıktır.

 

«İşte kardeşlerim, ıstırap ıstırabın nedenleriyiz; ıstırabın yok edilmesi ve bu amaca eriştiren yol konusunda benim bulduğum dört yüce gerçek bunlardır.» [i]

 

Yavaş yavaş Buda’nın çevresinde bir cemaat (sangha) oluştu. Bundan sonraki yirmi yıl boyunca öğretisini yoğun biçimde Hindistan’ın kuzeydoğusundaki Ganj havzasında yaydı. Cemaat muson mevsiminin üç ayını buradaki bir barınakta geçiriyor ve yılın geri kalan aylarında yöre yöre dolaşarak vaazlar veriyordu. Daha sonraki olaylar için kesin bir kronoloji yoktur. Bilindiği kadarıyla amca oğlu Devadatta ölümünden 8 yıl önce onu öldürmek için bir tertip düzenlemişti. Buda 80 yaşına bastığı gün Kuşinagra’da eceliyle öldü. Cesedi yakıldıktan sonra külleri 8 kişi arasında bölüşüldü ve stupalara kondu.

 

 

Buda’nın Öğretileri

 

Buda, kendisini görmeye gelen herkese -ki bunların çoğu tüccardı- yasayı (dharma) sanskritçe değil, kendi yerel dilleriyle (prakrita) öğretiyordu. Ona mal edilen ve ‘evam maya şrutam’ (duyduğuma göre) başlangıç cümlesiyle oradan oraya nakledilen öğretisi şu büyük başlıklar altında özetlenebilir: Atman (anatta) diye, yani benlik diye bir şey yoktur, insanoğlunun içinde metafizik bir gerçeklik, yok olmayacak herhangi bir şey yoktur. Bununla birlikte, eylemin (karman) etkisi sürdükçe her varlık doğum ve ölüm çevriminden (samsara) kurtulamaz. Yaşamak acı, hastalık ve ölümle belirlenen felaketten ayrı düşünülemez.

 

Bundan şu dört soylu gerçeğe varırız.:

1)     İnsan varlığı acılıdır;

2)     Bu acının kaynağı arzudur; ve ancak arzuyu yenmekle acının üstesinden gelinebilir; Arzuyu yenmek için de Sekiz Aşamalı Yolu izlemek gerekir: doğru görüş; doğru karar; doğru, gerçek ve iyi söz; doğru davranış; doğru iş; doğru çaba; doğru bellek ya da dikkat; temaşa (dört aşamalı: sevince dönen yalnızlık; iç huzuru getiren tefekkür; vücudumuzu mutluluğa kavuşturan yoğunlaşma; mutluluğa ve mutsuzluğa karşı ilgisizlikle ödüllendirilen temaşa.

3)     Varoluş koşullu üretim yasasına dayanır ve bu yasa gereğince, her koşul bir başka koşuldan, o başka koşul da kendisinden önceki koşullardan doğar. İlk koşul ya da durum bilgisizlik (avicca), son koşul ya da durum ise felakettir. (ölüm)

4)     Yaşamın son hedefi nibbanadır. (nirvana) Karma’nın ve dirilme zincirinin tükenmesinden sonra gelen nirvana durumu ‘üç mücevher’ ve ‘üç sığınak’ ile belirlenir.

 

Buda’ya sığınıyorum.

Yasaya sığınıyorum. (dharma)

Cemaate sığınıyorum. (sangha)

 

Bir söylentiye göre Buda ölüm döşeğinde şöyle demiştir:

‘Koşullu her şey geçicidir. Görevinizi canla başla yapmaya çalışın.’

 

İlk Konsiller

 

Barınaklarda toplandıkları muson dönemi dışında keşişler sürekli dolaşırdı.

İlk Budacı konsiller geleneğe saygı sorunu üzerinde duruyorlardı. İlk konsilin Buda’nın ölümünden hemen sonra Racagriha’da toplandığı sanılır. Daha sonra çeşitli cemaatler arasında gitgide büyüyen anlaşmazlıklar çıktı. İlk anlaşmazlık bilincin (citta) geçmiş ve gelecek durumlarının gerçekliği konusunda sarvastivadinler ile vibhacyavadinler (ilk theravadinler) arasında çıktı. Bu durumların gerçekliğini kabul eden sarvastivadinlerin görüşleri mahkum edildi.

 

Başlıca Budacı okullarından  - Theravada (sanskritçe sthaviravada) Hinayana adıyla da bilinen bu okul ‘Eskilerin Yolu’dur ve her cemaat üyesinin kendi çabasıyla nirvanaya ulaşabileceğini iddia eder. Arhat, yani yatkın insan, Buda’ya sığınabileceği gibi, yalnız dharma’ya uyarak nirvanaya varabilir. İ.Ö.5.yy.’da nirvanaya ulaşan Buda (Gautama) bunu doğrulayan örneklerden yalnızca biridir ve öğrettiği yasa ona özgü bir şey değildir.

 

Therevada’nın evrenbilimi ve ruhbilimi başlıca hindu görüşlerinden yaptığı alıntılar üzerine kurulmuştur. Bununla birlikte, yalnız insanoğlunun Buda olabileceğini gözönünde bulundurarak, insan varlığının bütün öbür varlık biçimleri arasında ayrıcalıklı bir yeri olduğunu ileri sürer.

 

Dhyana (Tefekkür), samapatti (Gerçekleşme)ve Samadhi (Yoğunlaşma), theravada okulunda içerik ve uygulama açısından, hindu yoga okullarına göre küçük bir farklılık gösterir. Chana ya da dhyana ahlaksal ve zihinsel arınmayı hedefler. Gerçekleştirmelerin amacı algılamanın ya da algılama yokluğunun da olmadığı bir duruma varmaktır. Yoğunlaşma sınırsız evrensel bilince ulaşmadır ve bu da koşulsuz mutlak bir durum (asamskrita) diye tanımlanan nirvanaya girişi sağlar.     


 

[i] Buda’nın yaşam öyküsü, İlhan Güngören : http://historicalsense.com/Archive/buda1_1.htm

 

Jung ve Eşzamanlılık

Freud ve dinamik psikiyatri

 

 

yukarı

 

 

 

 

www.meditatifdans.com

e-mail: bilgi@meditativedance.com

 

 
 
 

 

Meditatif dans temelini bir his ve hareket konsantrasyonu olan Mevlevilerin dansından alıyor. Tasavvuf tarihine kısa bir bakış için tıklayın..

 

 

 

 

 

 

‘İnsanların en az bilgi sahibi oldukları şey kendi vücutları ve bu maalesef gerçek hislerine ve benliklerine de ne kadar uzak olduklarını gösterir. Vücut sırlarla ve sürprizlerle dolu bir evrendir’

                     Nephes

 

© Quote, 2004 -Web sitesi içeriği kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


DHTML Menu / JavaScript Menu -Created using OpenCube NavStudio Software.